Yaşadığımız çağ, bize hiçbir ezberin peşine takılmamayı öğretiyor. En büyük güç, beşerin kendini yenilemeyi bilmesinde gizli. Kökleri unutmadan, geçmişin defterlerini kapatıp tozlu raflara kaldırmadan dünden öğrendiklerimizi yanımıza alıp yürünecek uzun yollar var önümüzde; kendimiz için, her can için, dünyamız için, gelecek için…

Her şeyi fazla ve sürekli tüketmenin görev gibi üzerimize yüklendiği bir zamanın insanlarıyız. Zamanımızı biz seçmedik belki ama biz dönüştürebiliriz. Özümüzü hatırlamak, yarını iyilikle tasarlamak, öğrenmek, bölüşmek ve kol kola çalışmak ışık tutacak bize. Hayatı kucaklamak için açılan kollarımız hem geçmişe hem geleceğe dokundukça, başka bir dünya mümkün olacak.

FAO
Food Champion

KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi

Sıfır Atık Sıfır Açlık Gönüllüsü

Yaban İnsan Arabulucusu

İçerik Kütüphanesi

Güncel araştırmalar ve gelişmeler ile her hafta yeni içerikler sizinle

Yediğiniz Her Besinin Proteini mi Hesaplıyorsunuz?

Bağırsak bakterileriniz yeterince lif bulamadığında ne olur hiç düşündünüz mü? Yeni araştırmalar, bazı bağırsak bakterilerinin böyle bir durumda besin kaynağını değiştirebildiğini gösteriyor. Üstelik yöneldikleri alternatif kaynaklardan biri, bağırsaklarımızın kendi proteinleri olabiliyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre tabağımızdaki lif miktarı yalnızca mikrobiyotanın yapısını değil, bakterilerinneyle beslendiğini ve bunun sonucunda hangi maddeleri ürettiğini de etkileyebiliyor. Başka bir ifadeyle bakterilerinize yeterince “yemek” göndermediğinizde onlar aç kalmıyor; menülerini değiştirebiliyorlar. Üstelik bu hikâyede lifin yanında gözden kaçan başka bir oyuncu daha var: sindirime dirençli bitkisel proteinler. LİF GİBİ DAVRANAN PROTEİNLER Bitkisel besinlerin bağırsak sağlığı üzerindeki etkisini konuşurken uzun zamandır lifleri ön plana çıkarıyoruz. Ancak yeni araştırma bu hikayede lifin yalnız olmadığını gösteriyor. Diyetle alınan bazı lifler sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşıyor ve burada mikroorganizmalar tarafından kullanılıyor. Proceedings of the National Academy of Sciences’da yayımlanan çalışmada bilim insanları bitkisel besinlerde bulunan ve sindirim sistemi tarafından tamamen parçalanmadan kalın bağırsağa ulaşabilen bazı proteinlere odaklanmış. Araştırmacılar bu

Devamını Oku »

Cildinizin En Sevdiği Bakım Ürünleri

Yaz mevsimi cildimiz için bir çelişkiyi de beraberinde getiriyor. Bir yandan Güneş’in verdiği enerji, bronzlaşan ten ve açık havada geçirilen keyifli saatler… Diğer yandan ise fark edilmeden biriken hasar, artan oksidatif stres ve cildin bu etkilere karşı verdiği sessiz mücadele. Bu nedenle yazın cilt bakımını yalnızca dışarıdan sürdüğünüz ürünlerle sınırlamak eksik kalıyor. Çünkü cilt, her gün kendini yenileyen ve bizi çevresel etkilere karşı koruyan canlı bir organ. Güneş ışınları, sıcak hava ve nem kaybıyla baş etmeye çalışırken ihtiyaç duyduğu desteğin önemli bir kısmını da beslenmeden alıyor. Peki yaz sofralarında yapacağımız doğru seçimler cildimizin doğal savunmasını gerçekten destekleyebilir mi? YAZ SOFRALARININ RENKLİ OLMASI TESADÜF DEĞİL Domatesin kırmızısı, havucun turuncusu, yaban mersininin moru, karpuzun en canlı tonu. Bu renkleri oluşturan doğal bileşikler aynı zamanda güçlü antioksidanlar. C vitamini, E vitamini, karotenoidler ve polifenoller; güneşe maruz kalındığında artan serbest radikallerle savaşan doğal savunma sistemimizin önemli parçaları arasında yer alıyor. Bu nedenle yaz aylarında

Devamını Oku »

Geleceği Filizlendirmek

İçinde bulunduğumuz Antroposen Çağı’nda, gezegenimize verdiğimiz zararları hesaba katarak gelişme yollarımızı yeniden tasarlamamız gerek. Herkes bu konuda daha fazla farkındalık sahibi olmalı. Beslenme, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’nin 12’siyle ilişkili. Tüm bunların bilinciyle biz beslenme uzmanlarının attığı adımlar, yarattığı farkındalıklar kıymetli. Dünya kaynakları yetmiyor, artan dünya nüfusu ve tüketim alışkanlıklarımızın değişmesi ile olumsuz yönde etkileniyor.

Devamını Oku »

Kansere Genel Bakış

Dünya üzerinde neredeyse her yaşta kanser vakalarının arttığını biliyor musunuz? Kanser, milyonlarca insanı etkileyen ve her yıl milyonlarca yeni vaka ile karşı karşıya kalınan bir hastalık. Amerikan Kanser Derneği’nin (ACS) 2025 verilerine göre ABD’de toplam 2 milyonun üzerinde yeni kanser vakasının tanı alacağını öngörülürken 600.000 üzerinde kişinin kanser nedeniyle yaşamını yitireceği tahmin ediliyor.

Devamını Oku »