• Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/09/2009

Bayramda ikram edilenlere ve içimizdeki “ye” diyen sese “hayır, teşekkür ediyorum” demek zor. Ancak, “ya hep, ya hiç” veya “battı balık…” gibi düşünce kalıpları yerine, “… yaparsam daha iyi” mantığı, bayram sonrası sizi çok rahatlatacak bir düşünce tarzıdır. Bayramın en güzel yanı birçok kişinin ailesini ziyarete etmesi ve bayram sofralarında en güzel yiyecekleri tüketmesidir. Sohbetler de cabası. Ancak sofrada geçirilen zamanın uzun olması nedeniyle, yemek miktarları fark etmeden artabilir ve yapılan her yemeğin tadına bakma arzusu, yemek bitiminde tıka basa doyup, nefes almakta dahi zorluk çekmemize neden olabilir. Sonucunda mide yanmaları ve bağırsak problemleri de açığa çıkabilir. O nedenle yeme disiplininizi olabildiğince korursanız, bayram sonrası rahat edersiniz. Ramazandaki uzun süreli açlık nedeniyle, metabolizma hızının yavaşlamasına bağlı olarak, daha hızlı kilo alınmaktadır. O nedenle, Ramazan Bayramını toparlanma dönemi olarak değerlendirmeye çalışabilirsiniz. Bayramda 2 -3 günde kilo alınmaz diye düşünenler, yemek çeşitlerinin, şeker ve şekerli besin tüketiminin, porsiyon miktarlarının artması nedeni ile,...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/09/2009

Ergenlik, çocukluktan sonra hayatın en hızlı büyüme ve yetişkinliğe geçiş safhasıdır. Kızlarda 10, erkeklerde 12 yaş civarında başlayan bu dönemde hem fizyolojik, hem psikolojik hem de sosyal açıdan birçok değişim yaşanmaktadır.  Çevre etkisi, yoğun okul programları, sınavlar, özgürlük duygusu, öz disiplinin doğal olarak daha az oluşu ve vücut imajı gibi kaygılar nedeniyle, gençlerin sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenmeleri daha büyük önem kazanmaktadır. Ergenlik dönemiyle birlikte genç bireyler, anne-babalarının kontrolü dışında ne, ne zaman ve nerde yiyeceklerine kendileri karar vermeye başlarlar. Özellikle ergenlik dönemindeki gençler market alışverişine ve yemek hazırlamaya yardım ediyorlarsa, ailenin beslenmesinde daha etkin hale gelirler.  Bunun yanında gençler, sosyalleşmek için çocukluk dönemine oranla daha çok dışarıda yemeyi tercih ederler, Yüksek yağ ve kalori içeren seçimler gençlerde, kilo kontrolünü zorlaştırmaktadır. Okul yemekhanesinde yemek yemeyip kantini tercih eden birçok gencin genellikle asitli içecekler, bisküvi, çikolata ve gofret gibi enerji yoğunluğu yüksek ancak besin değeri düşük yiyecekleri tükettiği bilinmektedir. Yine bu dönemde...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
05/08/2009

Sağlıklı beslenme ve ölçülü beslenme arasındaki fark sizi mutlu edecek çözüm olabilir. “Sağlık” kelimesinin karşılığı olarak “hastalık” kelimesi birçok insanda olumsuz duygulara sebep oluyor. Sağlıklı beslenme, “hastalıktan korunmak için veya bir hastalığı tedavi etmek için” gibi algılanabiliyor. Oysa, hastalığı tedavi etmek için herhangi bir besinde kısıtlama yapılması “diyet” anlamına geliyor. Sizin keyifli, uzun ve mutlu bir ömür için ölçülü beslenmeye ihtiyacınız var. Hedefimiz besinleri tanımak ve tüketeceğiniz miktarları size anlatmak. Hiçbir besin tek başına suçlu değildir, hiçbir besin de tek başına mucize yaratmaz. Beslenmenin iyiliğine ve ölçüye odaklanmak sizi daha mutlu yapacaktır. Ölçülü beslenme; Sizi mutlu eder Yasaklama yapmaz Her ortamda uygulanabilir Akılda kalıcı ve pratik öneriler sunar Dengeli beslenme, yeterli beslenme ve sağlıklı beslenmeyi içinde barındırır Hiçbir besini suçlamaz, hiçbir besinden mucize beklemez En sağlıklı yiyecek bile fazla yenildiğinde zarar verebilir, miktar yani “ölçü” esastır. Aşırı beslenme kadar yetersiz beslenme de hayati risk taşır ölçü her zaman önemlidir Ölçülü...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
05/08/2009

Kilolar üzerinize yapışmış gibi mi? Ne yaparsanız yapın bir türlü kilo kaybedemiyor musunuz? İşte bazı bireyler için kilo vermenin daha zor olmasının nedenleri… Fazla olan bir kaç kiloyu verebilmek için, diğer kişilere göre daha çok zorlandığınızı, daha çok emek harcadığınızı hiç hissettiniz mi? Bu konu üzerine yapılan bir çok araştırma, genetik ve fizyolojik farklılıklar sebebiyle daha şanslı olan bir azınlık grubunun varlığını kanıtlamaktadır. Ki bu kişiler için kilo vermek oldukça kolay olmasına rağmen, kilo almak da bir o kadar zordur. Kilo vermekte zorlanan en büyük grubu  “kadın”lar oluşturmakta. Erkekler bu konuda daha şanslı. Bundan 100 yıl kadar önce, kadınların yağ miktarının fazla olması tercih ediliyor, bu durumun kıtlık ve hastalık sırasında işe yarayacağı, hamilelik ve emzirme sırasında bebeğini iyi besleyebilmek için gerekli olduğu düşünülüyordu. Ancak günümüzde yapılan bir çok araştırma, kiloya odaklanmak yerine sağlıklı yağ oranına ulaşmanın daha doğru olduğunu ortaya koymaktadır. Egzersizin günlük hayatın bir parçası olduğu ve kalorili...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/07/2009

Çocukların televizyon reklamından etkilenmeleri şişmanlığı arttırıyor. Çocuklara ait reklam kuşağında en fazla reklamı görülen ürünler; alkolsüz içecekler, bisküviler, şekerlemeler, aparatifler ve fast-food reklamları olarak sıralanıyor. Bu konu 19 -20 Haziran 2009 tarihlerinde Hacettepe Üniversitesinde gerçekleşen Beslenme ve Diyetetik günleri bilimsel programında Dr. A. Tülay Bağcı Bosi’ ye ait konferansta tartışıldı ve bence çok önemliydi. Size geniş olarak reklam ve çocuk konusu ile toplantıdaki önemli bazı noktaları aktarmak istedim. Reklamlar ve Obezite Tehlikesi Yapılan birçok çalışma, çocuklara yönelik reklamlarda özellikle beş gıda sektörünün ön planda olduğunu gösteriyor Çocuklara ait reklam kuşağında en fazla reklamı görülen ürünler; alkolsüz içecekler, bisküviler, şekerlemeler, aperatifler ve fast-food reklamları olarak sıralanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gıda ve Tarım organizasyonu 2002 yılında reklamlarda besin içeriği düşük, enerji içeriği yüksek yiyecek ve içeceklerin pazarlanmasının obezite için önemli bir risk faktörü olduğunu bildirdi çünkü reklamlar ile birlikte hazır yiyecek tüketiminin, kalorili ve yüksek yağlı gıdaların, şekerli içeceklerin tüketiminin arttığı görülüyor....

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/07/2009

Bitkisel steroller nedir?  Bitkisel steroller; Mısırözü yağı, zeytinyağı, soya yağı gibi bitkisel yağlar, fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, tahıllar, kuru baklagiller, sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunur. Araştırmalar 200 çeşitten fazla sterol olduğu belirtilmektedir 1950’lerden bu yana kolesterol düşürücü etki gösterdikleri bilinmektedir. Etki mekanizması? Bitkisel steroller yapısal olarak kolesterole benzemektedir. Kolesterolün emilebilmesi için, çözünebilir formunda olması gerekmektedir. Bitkisel steroller, barsaklardan kolesterol emilimini azaltarak, Total ve LDL (kötü huylu kolesterolü) kolesterolü düşürmeye yardımcı olurlar. Sterollerin kan lipitleri üstündeki etkilerini inceleyen çalışmalarda, kolesterol seviyeleri yüksek olan kişilerde statin türevi ilaçlar kullanılmadan tek başına bitkisel steroller kullanılarak LDL (kötü huylu kolesterol) seviyelerinin %14 oranında düştüğü bulunmuştur. Gereksinim ne kadar? Diyetin yanı sıra birçok faktör kolesterol düzeylerimizi etkilemektedir. Bunlar aile öyküsü, yaş, cinsiyet, beslenme alışkanlıkları, vücut ağırlığı ve şekli, fiziksel aktivite düzeyidir. Yapılan bir çok çalışma günde 2-2.5 gram bitkisel sterol tüketildiğinde kolesterol seviyesinin %10 oranında azaldığını göstermektedir. 2007 yılında yapılan TEKHARF çalışmasının...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/06/2009

Diyabet her yaşta ortaya çıkabilir, yaşam boyu sürer ve tedavi edilmesi gerekir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artmaya devam eden, dünyanın en yaygın kronik hastalığı olarak kabul edilen “Diyabet“ pankreastan salgılanan insülin hormonunun yokluğu veya işlevini tam olarak yerine getirememesi sonucu ortaya çıkan bir metabolizma hastalığıdır. Günümüzde, diyabet konusundaki araştırmalar hızla ve artarak devam etmektedir. Yapılan son çalışmaların sonuçlarının çok sayıda doktor, diyetisyen ve hemşireye aktarıldığı 45. Ulusal Diyabet Kongresi ise 20- 24 Mayıs 2009 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşmiştir. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2000 yılındaki son verilerine göre dünyada 171 milyon diyabet hastası vardır ve bu rakamın 2030 yılında 366 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.  DSÖ ile birlikte Türkiye çapında yapılmış olan çalışmanın sonuçları 2000 yılı nüfusuna yansıtıldığında Türkiye’de 3,2 milyon diyabetli hasta olduğu düşünülmektedir. Yaklaşık 2,8 milyon kişi ise, gizli diyabet hastasıdır. Sonuç olarak, diyabet ülkemizde yaklaşık %7’lik grubu yakından ilgilendirmektedir. Diyabet; Erken tanı ve iyi bir tedavi ile bireyin normal...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/06/2009

Kış aylarında kontrolü elden kaçırıp kilo alanlardan bugünlerde “diyet”, “zayıflama”, “kilo kaybı” gibi kelimeleri daha yakından takip ediyorlar. Aslında bu üç kelimeyi de hayatınızdan çıkarıp formda kalmak mümkün bu kelimelerin yerine ihtiyacınız olan cümle şu “dengeli beslenme ve düzenli egzersiz”  sürekli kilo alıp vermek, zayıflama listelerini biriktirmek kilo kaybederken sağlığınızı kaybetmenize sebep olabilir. Bedeninize iyi bakın kısa vadeli ve hızlı hedefler yerine ufak ama uzun süreli hedeflere odaklanacağınız değişikliklerle yola çıkın. Bu konuda size yardımcı olacak bazı öneriler hazırladık. 3 ana 3 ara öğün yapın daha çabuk zayıflayın Günlük olarak tüketeceğiniz miktarları 6 öğün olacak şekilde ayarlamaya çalışarak az ve sık beslenin. 3 saatten fazla aç kalmamaya özen gösterin ki kan şekerinizde dalgalanmalar yaşamayın. Ara öğünler tatlı krizlerinden uzak durmak, metabolizma hızınızı arttırmak ve kolay kilo vermek için yardımcıdır. Bazı ara öğün seçeneklerini sayfanın sonunda inceleyebilirsiniz. Geç yenen yemeklere dikkat Günlerin uzamaya başlaması ile birlikte akşam yemeği saatlere daha geç...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
01/06/2009

LİGHT LİMONATA 5 adet limon 10 -15 adet yapay tatlandırıcı 1 orta boy zencefil 9 su bardağı su 1 su bardağı sıcak su 5 dal taze nane 1 çorba kaşığı kuru nane Rendelenmiş limonların kabuklarını, toz şeker, kuru ve taze nane ve rendelenmiş zencefillerle birlikte ovulur. Kabukları alınan limonların suyu sıkılıp karışımın üzerine dökülür. 10-15 dakika bekletilip 1 bardak sıcak suyu ilave edilir. Şeker yada tatlandırıcı tamamen eridikten sonra kalan su eklenir. Temiz bir tülbent ya da süzgeçten geçirilip soğutulur. Bu tariften 10 bardak limonata elde edilir. DEREOTLU LİGHT AYRAN ½  su bardağı az yağlı yoğurt 1-2 su bardağı su (kıvam isteğe bağlı olarak ayarlanabilir) Bir tutam dereotu Birkaç yaprak taze nane Az tuz İnce ince kıyılan taze otlar, yoğurt ve suyu beraberce blenderdan geçirerek ayran hazırlanır. İsteğe bağlı olarak buz ilave ederek soğuk olarak da tüketilir. MEYVELİ LİGHT SMOOTİE 100 gr kavun ½  orta boy şeftali 100 gr çilek 200...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
01/04/2009

“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” derler büyüklerimiz… Kahve, kültürümüze o kadar yerleşmiştir ki neredeyse günün her saatinde, her yemekten sonra tüketilir. Orta yaş grubundakiler, kahvenin esas tadını alabilmek için sade olacak şekilde tüketmeyi tercih ederler. Gençlerin kahveye olan ilgisi ise aromalı kahvelerin son yıllarda hayatımıza hızlı giriş yapmasıyla artış göstermiştir. Kahve, Afrika, Güney Amerika ve Güney Asya gibi tropik ülkelerde yetişen coffea arabica, coffea caneford gibi kahve ağaçlarının tohumlarından elde edilir. Dünyada tüketilen kahvenin yarısından fazlası Brezilyada üretilir. Yetiştirildiği bölgenin özelliğine göre değişik türde kahve vardır. Coffea ağacı; çiçekleri beyaz ve hoş kokuludur. Kahve meyvesi; büyüklüğü, şekli ve rengindeki benzerlikler nedeniyle kiraza benzetilmektedir. Kahve tohumları kullanılmadan önce kavrulur. Kavurma esnasında kahve tohumundaki gazlar açığa çıkar, su kaybolur, tad veren aromatik esanslar oluşur. Ortaya çıkan bu öğeler kahveye kendi özelliğini kazandırır. Kahve, kafein haricinde yaklaşık 400 kimyasal, eser miktarda antioksidan ve niasin içerir. Ayrıca mineraller, tanen ve karamelize olmuş...