• Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
03/09/2010

Günümüzde, kadınlar kadar erkeklerde vücutlarına yatırım yapmaya ve beslenmelerine oldukça önem göstermeye başladı. Ancak yine de birçok erkek, vücudu için anahtar niteliğindeki vitamin ve minerallerin eksikliğini yaşıyor. Çalışmalarda erkeklerin %77’sinin yeterli magnezyum almadığını, D vitamini ve B12 vitamini eksikliği yaşadığını göstermekte. Tabii potasyum ve iyodu da unutmamak gerek. Şimdi bakalım sizin beslenmeniz aşağıda önerildiği gibi yeterli vitamin-mineral içeriyor mu? D Vitamini Bu vitamin, kalsiyum ve fosforun emilimini artırır böylece iskeletimizi güçlendirici etkisi bulunmaktadır.  Aynı zamanda yapılan bir başka çalışmanın sonuçlarına göre D vitamini eksikliği yaşayan bireylerin %80’inin kalp krizi veya inme geçirme riski daha yüksek çünkü D vitamini atardamarlardaki inflamasyonu azaltmaktadır. Eksikliğinde;   D vitamini güneş ışığının yardımı ile ciltte yapılır. Ciltte yapılan D vitamini vücudun gereksinimini karşılayan temel kaynaktır. Güneşli günlerde stoklanan D vitamini depoları, genelde kışın boşalır ve eksikliği kemiklerde mineralizasyonun azalmasına neden olur bu durumda erişkinlerde osteomalasi (kemik yumuşaması) ve osteoporoz gelişir. Genç yetişkinlerde kış aylarını sonunda D...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
03/09/2010

Anne olmak, bir kadın için hayatının en heyecan verici duygularından birisi. Bunun yanı sıra, hamilelik süreci anne adaylarının birçok farklı duyguları birarada yaşadığı bir dönem. Hamilelik, hem umut dolu bir bekleyiş olurken, hem de anne adayının kendisini kırılgan hissettiği, duygusal yoğunluklar yaşadığı bir süreçtir. Birçok kadın bu dönemde istemsizce duygu karmaşası yaşayabilir. Hamilelik Öncesi Hamilelik sürecini, annenin duygularını ve hamilelik döneminde karı-koca yaşantısını etkileyen iki çok önemli sebep var. Bunlardan biri, çocuk sahibi olma nedeni, diğeri de bebeğin planlı ya da plansız dünyaya gelmesi. Her anne-baba kendisine göre haklı sebeplerden dolayı çocuk yapmaya karar verir. Kendi hayallerini gerçekleştirmek, dünyaya kendi elleriyle bir birey yetiştirmek, evlilik ilişkilerini ve aile bağlarını arttırmak için, anne-babayı ya da eşi gibi yakın birisini memnun etmek için, ya da toplum düzenine uymak için. Bu sebepler, çocuk sahibi olmaya farklı açılardan bakar ve farklı yönlerden anlamlar yükler. Ebeveynler, özellikle annelerin sebepleri ne kadar kendilerine ait ve ne...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
31/07/2010

Beslenmemize ve sağlığımıza değer katmak için, tariflerimizde ne gibi değişiklikler yapabileceğimiz hakkındaki yazımı geçen ay sizlerle paylaşmıştım.  Bu ay ise, sağlıklı pişirme konusundaki bilgilerimizi ölçmek için sizlere bir test hazırladım. Yemeklerinizin sağlıklı olduğunu düşünüyor musunuz? Beslenmeyi düşünerek mi yemek pişiriyorsunuz? Yenikliklere açık mısınız yoksa hala eski tarifleri mi uyguluyorsunuz? Aşağıda bulunan testi çözmeniz, yemek pişirme konusunda bildiklerinizi ölçmek için bir fırsat olabilir.   Kırmızı etin yağlarını veya tavuğun derisini ayırıyor musunuz?    Her zaman     Genellikle      Bazen       Hiç Sebze ve meyvelerin yenilebilir kabuklarını soymadan mı tüketiyorsunuz?   Her zaman     Genellikle      Bazen       Hiç Yemeğinizin daha güzel görünmesi için garnitürlerden faydalanıyor musunuz?  Her zaman     Genellikle      Bazen       Hiç Sebzelerdeki vitamin kayıplarını en aza indirmek için az suda ve kapağı kapalı olarak mı haşlıyorsunuz? Her zaman     Genellikle      Bazen       Hiç Beyaz makarna/pirinç yerine kepekli makarna/pirinç ya da bulgur mu tercih ediyorsunuz? Her zaman     Genellikle      Bazen       Hiç Yemek pişirirken katı yağlar (tereyağ, margarin) yerine sıvı yağları mı kullanıyorsunuz?...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
30/07/2010

En önemli öğün SAHUR’dur Günlük hayatımızda az ve sık yeme prensibinin önemini artık birçoğumuz biliyoruz, ramazanda da bu tutumu sürdürmeliyiz. Bunun için öğün sayısı arttırılmalı ve mutlaka sahur yapılmalıdır. Sahurda, reflü problemi olanlar gazlı ve kafein içeriği yüksek içecekleri tüketmemelidir. Kızartmalar, hamurlu yiyecekler ve tatlılardan uzak durulması önem taşır. Çok tuzlu ve baharatlı yemekler tüketmek de susamayı tetikleyecektir. Ramazan ayında bireylerin beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yaşanması normal, öğün düzeni ve saati ile tüketilen miktarlardaki artış, en önemli değişiklik oluyor ancak her dönemde olduğu gibi bu dönemde de yeterli ve dengeli beslenilmelidir. “Oruç”, hem bedenimizi hem ruhumuzu temizlemek için her yılın otuz günü bize sunulmuş bir fırsattır. Bu fırsatı sağlığınızı bozmadan değerlendirmek için özen göstermek gerekir. Tabı bu dini vecibenin sağlıklı bireyler için olduğunu unutmamak lazım, kronik hastalığı olup, sürekli ilaç kullanması gerekenler özellikle şeker hastaları mutlaka hekim izni ile oruç tutmaya başlamalıdır. Sahur ve İftarın vazgeçilmezi “SU” Bu sene Ramazan,...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
30/07/2010

Çocukluk çağından çıkmış olup, yetişkinliğe doğru giden yolda geçiş dönemi olan ergenlikte birçok sıkıntılar yaşanabilir. Bunlar bedenle ilgili olabildiği gibi, psikolojik, sosyal ilişkilerle ilgili ya da yemekle ilgili şikâyetler de olabilir. Ergenlik dönemlerinde görülen en sık yeme bozukluklarının ortak yönü ise, somut, organik bir rahatsızlık olmadan kişilerin kendilerinin sahip oldukları ve/veya olmak istedikleri bedenleriyle ilgili sıkıntılardır. Bunların oluşmasına sebep olabilecek en önemli durumlardan başında ise, ailelerin bakış açıları gelir. O nedenle, ergenlerin yemekle ilişkileri ve bedenleriyle ilişkileri, aileleriyle olan ilişkiler üzerinde de epeyce etkili. Bunların çözümlenmesinde aile-odaklı tedavilerin geliştirilmesi, aile terapisi yerine “aile ile terapi” uygulanması daha etkili olur. Bir yeme bozukluğu geliştiğinde, ailenin gündelik yaşamda deneyimledikleri, hayatın parçalarını oluşturan bazı özellikler kişiyi normalden daha fazla rahatsız edebilir. Bu gündelik yaşantılar; aile bireyleri arasındaki fikir ayrılıkları, ergen ile ebeveynler arasındaki uslûpların normalden daha agresif olmaları, ergenin bireyselleşmeye attığı adımla hem kendisini özgür hissetmesi, hem de kaygı duyması gibi sıkıntılar olabilir....

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
06/07/2010

Hiçbir tarif değişmez değildir, hatta annelerimizin çok özel tarifleri bile… Beslenme ve sağlık, değişiklik yaratmak için önemli faktörlerdir. Kaloriyi, yağı veya şekeri azaltmaya hazır olun. Sizde, mutfağınızda kendi tariflerinizi geliştirebilirsiniz. 1. Malzemelerle Oynayalım Tarifleri değiştirmenin tek bir yolu yoktur. Bir veya birden fazla malzemede değişiklik yaparak yepyeni bir tarif yaratmanız mümkün. İsterseniz bir malzemeyi tamamen çıkarabilir, isterseniz yeni bir şey ekleyebilir ya da bir malzemeyi diğerinin yerine kullanabilirsiniz. Ki birçoğumuz, hazırlayacağımız yemek için istediğimiz malzemeyi evde bulamadığında, tarifte ufak değişiklikler yapabiliyoruz. Değişiklik yapmak istiyorsanız ilk önce malzeme listesine göz atalım. Azaltabileceklerimizi saptayalım. Örneğin; fırınlayarak hazırladığımız birçok yiyecekteki şeker ve yağ oranını azaltabilir ve iyi sonuçlar alabiliriz. Malzemeleri neden kullandığımızı düşünün. Hangi malzemeler azaltılabilir, çıkarılabilir ya da değiştirilebilir karar verin. Örneğin; yağlı kıyma yerine yağsız kıyma, ekşi krema yerine yarım yağlı yoğurt, tuz yerine bol baharat veya bitkiler kullanılabilir. 2. Yemek Pişirme Şeklini Değiştirelim Pişirme tekniklerinde yapılan ufak değişiklikler sağlığa artı...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/07/2010

Özellikle yaz aylarında artan hastalıklardan biri de ishal ya da diğer adıyla “diare”dir. Daha çok gelişmekte olan ülkelerde yeterli hijyen koşulları sağlanamaması nedeniyle, mikrobik ishallere özellikle yaz aylarında daha sık rastlanmaktadır.  Ve eğer özen göstermezsek, bir tatilimizi “yaz kâbusu” haline getirebilir. Genelde kontamine olmuş suların içilmesi veya bu sularla yıkanmış meyve ve sebzelerin yenilmesi, bu tür vakaları artırmaktadır. Özellikle durgun sularda, kanalizasyonun karıştığı sularda, iyi ilaçlanmamış içme ve kullanma sularında mikroplar uzun süre yaşayarak, çoğalır. Bu suların içilmesi veya böyle sularla bulaşıkların yıkanması, pişirildikten sonra buzdolabına konmayı unutulmuş yemeklerin, çiğ sebzelerle hazırlanmış salataların ve meyvelerin tüketilmesi sonucu ishal yapan mikroplar, ağız yoluyla alınarak insanların barsaklarına ulaşır. İshal döneminde vücuttan aşırı su ve elektrolit kaybı olacağı için; Dehidratasyon (vücudun susuz kalması) Deri tonusunda azalma Ani kilo kaybı Halsizlik Kansızlık Kalp ritm bozuklukları Böbrek yetmezliği Şuur bozuklukları Karın ağrısı Karında burkulma İştahsızlık İltihabi durumlarda bu bulgulara ek olarak ateş ortaya çıkar. Ayrıca...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/07/2010

Gündelik hayatımızda yaşananlar bazen bizi sonuçlarıyla, bazen de süreçleriyle etkiler. Neler yaşadıklarımız, nasıl hissettiklerimiz ayırt edici olurken, bakış açımız, nasıl düşündüğümüz ise belirleyici oluyor.Hepimize uzun yıllardan beri tanıdık olan, masalsı hikâyeleriyle epeyce bilindik Yunan yazar Aseop’un bir hikâyesine, masalsı hikâyesine değinmek istiyorum. Su ve kara kaplumbağasının hikâyesi… Bir gün su kaplumbağası diğer hayvanlardan önce kendi hızıyla övünüyordu. “Bugüne kadar tüm hızımı ortaya koyduğumda hiçbir kez yenilmedim. Benimle yarışacak olan herkesle kapışabilirim” dedi. Kara kaplumbağası sessizce şöyle dedi, “Teklifini kabul ediyorum.”  “Çok şakacısın” dedi su kaplumbağası; “seninle her şekilde yarışabilirim.” “Bu övünmeni ta ki yenene kadar kendine sakla” diye yanıt verdi kara kaplumbağası. “Yarışalım mı?” Böylelikle bir saat belirlendi ve yarış başladı. Su kaplumbağası neredeyse gözden kaybolurcasına, bir seferde hızlıca ileri atıldı, ancak sonra durdu ve kara kaplumbağasını küçümseyerek, yere uzanıp kestirmeye başladı. Kara kaplumbağası ağır ağır ilerledi, ilerledi ve su kaplumbağası birden kısa uykusundan uyandığında, kara kaplumbağasının bitiş çizgisine ne...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
07/06/2010

Beklenen gün yaklaşıyor… Yıllardır hayal ettiğiniz güne çok az kaldı ve her şeyin mükemmel geçmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz. Peki, bu koşuşturma arasında kendinize gereken önemi veriyor musunuz? Evlilik hazırlıkları ve stresle baş edebilmek için bağışıklık sisteminizin güçlü olması gerekir. Düğün gününüze henüz vakit varsa bu süreyi, bedeniniz için en iyi şekilde değerlendirmenizi öneririm. Genelde düğün öncesi son 1-2 gün ve düğün günü, gelinlerde heyecan doruk noktasına ulaştığı için iştahta kesilmeler yaşanması normaldir. Ancak düğün günü parlayan bir cilt ve gözler, enerjik ve fit bir vücut için her gün az yağlı süt, yoğurt, sebze, meyve,  hayvansal bir protein ve dengeli karbonhidrat tükettiğinizden emin olmalısınız. Düğün öncesi ihtiyaç duyulan ve koşuşturma sırasında yıpranan bedeninizin onarılması için gerekli olan vitaminler ve mineraller:Vitaminler VİTAMİN A: Cildimizi ve deriyi korur. En zengin A vitamini kaynaklarımız; havuç, kayısı, kırmız biber, koyu yeşil ve sarı sebzeler, yumurta, süt ve süt ürünleridir. VİTAMİN E: Kan dolaşımını düzenler ve cildin...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
07/06/2010

Karaciğer vücudun en ağır ve en büyük organıdır. Yerine getirdiği görevler nedeniyle de vücudumuzda çok önemli bir yere sahiptir. Karaciğerimiz; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, ilaçların ve birtakım elementlerin vücutta işlem görebilmesini sağlamadan sorumlu olan organımızdır. Karaciğerin yenilenme özelliği vardır. Ancak bu yenilenmeyi gerçekleştirebilmek için beslenmemizde de bazı değişiklikler yapmak gerekir. Ana prensip düşük yağlı bir beslenme tarzını benimsemek olmalıdır. Alkolden uzak durulmalıdır. Kadınların 1, erkeklerin ise 2 kadehten fazla alkol tüketmeleri başta karaciğer fonksiyonları olmak üzere birçok yaşamsal fonksiyonumuza zarar vermektedir. Karaciğerin yükünü azaltmak için DOĞAL BESİNLER tercih edilmelidir. Hayvansal yağlardan uzak durulmalıdır.(tereyağı, içyağı gibi) Sebze ve meyve gibi lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır. Şarküteri ürünlerinden (sosis, salam, sucuk gibi) ve sakatatlardan uzak durulmalıdır. Yağlı etler ve kıyma, tavuk derisi, yumurta gibi yağlı besinlerin tüketimi azaltılmalıdır. Kuruyemişler ılımlı tüketilmelidir. Şeker vücutta yağa dönüştürüldüğü için karbonhidrat ve şeker tüketimi mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır. Enginar, bal tüketmek karaciğer için çok faydalıdır. (Bal, diyabet...