• Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
07/06/2010

Zihin ve beden birbirleriyle sürekli iletişim ve etkileşim halindedir. Bu iletişime bazen biz de dahil oluruz, bazen hiç de farkında olmayız. Zihin ve bedenin ilişkisi, sağlık ve duygular üzerinde epeyce etkili. Zihin ve beden ikilisinin hislerimiz ve sağlığımız üzerinde etkisi çok büyük. Yakın zaman öncesine kadar, bilim insanları zihin-beden arasındaki ilişki hakkında her ne kadar şüpheci davranmış olsalar da, son birkaç senedir bu ikilinin insan sağlığı üzerinde oldukça etkili olduğunu kabul ettiler. Bağışıklık sisteminin, sinir sistemine kadar, yani doğrudan beyne bağlayan sinirlerin varlığını keşfetmişlerdir. Bilimde diğer bir buluş ise, beyin ile vücudun hücreleri arasında mesaj taşıyan ve böylece sürekli iletişim halinde olmasını sağlayan moleküllerin keşfedilmesidir. Yaşadıklarımız, bizi ilk önce duygusal olarak etkiler. Ya duygularımızın farkında oluruz, ya da olmayız. Eğer farkında olursak, bedenimizle ilişkimiz başlar. Hem kendimizi, hem de yaşadıklarımızı çok daha kolay anlayabiliriz, yaşadıklarımıza çok daha kolay anlamları yükleyebiliriz.Eğer farkında değilsek, işte o zaman bedenimiz kendisini korumak için savunmaya...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
04/05/2010

Polikistik over sendromu (PKOS), üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin bozukluktur. Her 15 kadından birisini, yani yaklaşık % 7’sini etkilemektedir. Hastalık genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkmış sık görülen ve kompleks bir bozukluk olarak değerlendirilebilir. Stein-Leventhal Sendromu olarakta tanımlanan bu hastalık; Aşırı tüylenme (hirşutizm) Mensturasyonun olmaması ya da düzensizliği Gebe kalamama Obezite/özellikle abdominal obezite Yumurtalıklarda çok sayıda kist oluşumu ile karakterizedir. Polikistik Over Sendromu bulunan kadınların çoğunda karın bölgesinde yağlanma, kilo vermekte zorlanma, aşırı derecede karbonhidrat tüketimi ve hipoglisemik dönemler (kan şekeri düşmesi) yaşanabilir. PKOS, basit bir yumurtlama bozukluğu olmaktan çok, Tip 2 diyabet, dislipidemi ve kalp-damar hastalıkları gibi uzun dönemde sağlık riskleri taşıması nedeniyle dikkatli takip edilmesi ve ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Polikistik over sendromunda; hipofiz bezinden salgılanan LH ve FSH hormonları anormal şekilde üretilir. Bu dengesizlik nedeniyle mensturasyon (adet) döngüsü değişir ve her ay düzenli olarak yumurtlama gerçekleşmez veya mens hiç yaşanmaz (amenore) ve yumurtalıklardan erkeklik hormonlarının...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
04/05/2010

Zamana meydan okumak her daim genç ve sağlıklı olmayı kim istemez? Diye başlayan antiaging beslenme alışkanlıkları konusuna geçen ay ki bültenimizde başlamış ve özetle şunları söylemiştik. Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri  inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır. Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için; Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye özen gösterin Şimdi kaldığımız yerden şöyle devam ediyoruz. Daha fazla su içmek için harekete geçin Su, bütün canlılar için gereklidir. Hücrelerimize besin ve oksijen taşınmasını sağlar. Vücuda zararlı maddelerin (toksik öğeler) böbreklerden dışarı atılmasını sağlar. Böylece vücudu temizler, canlılık verir ve besler. Kan basıncının kontrol edilmesinde görevlidir. Vücut ısısını ayarlamada yardımcıdır, egzersiz ve sıcak havalarda terleme yolu ile vücut ısısının sabitlenmesini sağlar....

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
06/04/2010

Geçen ayki bültenimizde, stresin hayatımızdaki yerinden ve belirtilerinden bahsetmiştim. Stres, dozuna göre bizi verimli hale getirebilir. Ancak bazen de çok daha kaygılandırabilir. Stresin bizim üzerimizdeki etkilerini, mümkün olduğunca kendi kaynağında çözümlemede fayda var. Bu şekilde hayatımızın diğer alanlarında daha rahat ve etkili olabiliriz. Özel yaşamımızda, iş yaşamımızda, ya da sosyal yaşamımızda stresli olma halimizle baş edebilmek için çeşitli farklı yöntemler vardır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Bedene yönelik yöntemler, beslenme davranışımızı da yakından ilgilendirdiğinden, çok önemli bir role sahiptir. Stresle baş ederken, bedenimizle nasıl başarabiliriz bunu? a) Nefes egzersizleri ve Gevşeme yöntemlerini uygulayarak. Günde 5-15 dakikayı kendimize ayırmak, bedenimize yönelmek ve bedenimizi rahatlatmak, hem zihnimize, hem de bedenimize yapacağımız en iyi dinlenme yöntemi olacaktır. Bu şekilde kendimizi daha dingin ve kaygısız hissedebiliriz. b) Düzenli spor yaparak. Hareket etmek, kan dolaşımını da hızlandırdığı için, kas gerginliğini azaltmakta faydalıdır ve kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. c) Düzenli ve sağlıklı beslenerek. Beslenmemizde omega açısından...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
06/04/2010

Soslar, hayatımızda, ayrı bir yere çoktan yerleştiler bile… Yediğimiz birçok yemeğe ilave edilen soslar, sizce de çok masum gözükmüyorlar mı? Domates sos, yoğurtlu sos, mayonezli sos, sirkeli sos, kremalı sos ve dahası… Soslar; genellikle iştah açıcı ve yüksek kalorili oldukları için dikkatli tüketilmesi gerekir. Gelin yemeklerimize ayrı bir lezzet katan sosların ne kadar masum olduklarını beraber görelim. Salata Sosları Diyet yaparken en çok tercih ettiğimiz, sağlıklı ve düşük kalorili “salata”larımıza eklenen soslar bir anda onları kalori bombasına dönüştürebilirler. Diyetime uygun, kalorisi dengeli ve doğru bir tercih yaptım diye düşünürken, fark etmeden neredeyse bir ana yemekten daha kalorili ve yağlı salatalar yiyebilirsiniz. Bu nedenle sosları kullanırken miktar ve çeşidine dikkat edilmelidir çünkü kalorilerde çok önemli değişiklikler yapabilirler. Salata Barlarda Seçebileceklerimiz… Göbek, marul, ıspanak, kereviz, roka, tere, karnabahar, havuç, domates, yeşilbiber, kırmızıbiber, yeşil soğan, kırmızı soğan, kuru soğan, kırmızı lahana, semizotu, turp, beyaz lahana, brokoli, soya fasulyesi, enginar, salatalık, maydanoz, dereotu, patlıcan,...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
04/03/2010

Erkekler kilo kontrolünde kadınlara göre daha şanslıdır ama, bedenlerine önem veren her insan gibi onların da beslenmelerine dikkat etmeleri gerekir. Kilo kontrolü sağlayarak, daha fit bir görünüm elde etmek ve yanı sıra sağlığımız için fayda yaratmak, kadın erkek fark etmez hepimiz için büyük önem taşıyor. Kliniğimizde, kendine en az kadınlar kadar dikkat eden erkek danışanlarımızın sayısı ise her geçen gün artıyor ve de kendi bedenlerine verdikleri önemin artması oldukça sevindirici. Erkeklerin de hem görünüş hem de sağlıklarını korumak için beslenmelerinde bazı önemli noktalara dikkat etmeleri gerekiyor. Erkekler için dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?  Erkekler kadınlara göre kilo kontrolünde daha şanslıdırlar. Çünkü kadınların vücutlarında yağ dokusu daha fazladır ve metabolizmaları daha yavaştır. Erkekler kadınlardan her zaman çok daha fazla yemek yerler ama hemen kilo almazlar! Çünkü metabolizmaları daha hızlıdır, daha yüksek kas oranı ve geniş vücut yüzeyi yediklerini daha çabuk yakmalarını sağlar. Erkek ve kadınları elma veya armut tipi olarak değerlendirmek...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
04/03/2010

Stres hayatımızın her alanında, sıklıkla karşılaştığımız bir durum. Stres bir yandan bizim hayatımızı zorlaştıran, daha az keyif almamıza sebep olan bir durumken, bir yandan da yaşamımızı daha anlamlı, verimli, kaliteli hale getirmede önemli etkenlerden birisidir. Peki ne anlama gelir stres? Stres ne demektir? Stres, vücudun içsel ve dışsal uyaranlarına verdiği tepkidir. Dışsal uyaranlar, herhangi bir ülke ya da şehir değişikliği, geçiş dönemlerinde yaşanan okul ya da iş değişikliği, ya da çok sevilen bir eşyanın kaybolması gibi durumları kapsar. İçsel uyaranlar ise fiziksel ve ruhsal olarak duyulan rahatsızlıklardır. Bu uyaranlar tehlikeli olmaya başladığında, vücut kendisini korumaya çalışarak, savunmaya geçer. Bu savunma “ya savaş, ya kaç” ikilemiyle olur. Vücut ya stresin kaynağıyla savaşmaya çalışır, ya da ondan kaçar. Bu durum, stresin fiziksel belirtilerinden birini oluşturmaktadır. Peki, stresin diğer belirtileri var mıdır?Stresin belirtileri nelerdir? Stres, belirtilerini üç farklı alanda gösterir. Bunlar; Fiziksel belirtiler: Çarpıntı, baş ağrısı, mide ya da sindirim bozukluğu, uykusuzluk ya...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
04/03/2010

Migren, biz kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmekle birlikte, çoğunlukla ataklar halinde gelişip şiddetli baş ağrısına neden olan nörolojik bir hastalıktır. En yaygın olduğu dönem 25-34 yaş aralığıdır, kadınların %15’i, erkeklerin ise %6’sı ataklar yaşamaktadır. Ataklar, değişen uzunluklarda olabilir. Yapılan araştırmalar, yetişkin bireylerin %70’inin zaman zaman da olsa baş ağrısı şikâyeti yaşadığını göstermektedir. Bazı baş ağrıları; tansiyon veya nezle-grip gibi geçici durumlarda ortaya çıkmakla birlikte ciddi- kronikleşmiş migren atakları yaşayan bir kesimde bulunmaktadır. Diyet faktörleri, hormonsal değişiklikler, duygusal durum, uyku düzeni, iklimsel değişiklikler, kişisel bazı alışkanlıklar migreni tetikleyen başlıca faktörler arasında sayılabilir. Bazı besinler, katkı maddeleri ve diyetteki diğer bileşenler, migrene yol açabilir fakat bireyden bireye etkisi değişiklik gösterebilir. Ne Yediğiniz Önemli!!! Birçok besin özellikle tiramin içerenler, bireylerde migren ataklarını tetikleyebilir. Magnezyumdan zengin olan besinler ise önleyici etki göstermektedir. Günlük beslenme düzenimizde fark etmeden tükettiğimiz hangi besinlerin atakları arttırabileceğine göz atalım; MİGREN ATAKLARINI TETİKLEYEBİLECEK EN YAYGIN BESİNLER Peynir olgunlaşmış peynirler...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
03/02/2010

Günlük beslenme içinde yulaf tüketmek çoğumuzun aklınıza gelmeyebilir. Kahvaltı seçeneği olarak beslenme alışkanlığımızda yer alan geleneksel bir seçim değildir, ancak sağlığa olan faydalarını okuyunca beslenmenize eklemek isteyeceğinizi düşünüyorum. Bunun için günlük hayat uygun atıştırmalık olarak da kullanabileceğiniz yeni ürünlerin varlığı da yulaf tüketimini arttıracak diye düşünüyorum. Bu konuda Betaglucare isimli ürünü başarılı buluyorum ve denemenizi tavsiye ederim. Yulaf en değerli tahıllardan biridir  Yulaf, diğer tahıllara göre daha yüksek oranda çözünür posa içerir. Ayrıca demir, manganez, çinko ve E vitamini, tiamin, niasin, riboflavin, folat ve diğer B grubu vitaminlerinin iyi kaynağı kaynaklarındandır. Yulaf aynı zamanda iyi bir selenyum kaynağıdır. Selenyum, vücut için önemli bir antioksidandır, astım ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, DNA tamiri ve özellikle kolon kanseri olmak üzere kanser riskini azaltır. Yulaf, magnezyum mineralinden de zengindir. Magnezyum, vücudun glukoz ve insülin salınımında görev alan 300’den fazla enzimin salınımı için gerekli, önemli bir mineraldir. Yulafın kendi yapısında betaglukan isimli, suda çözünebilen...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
03/02/2010

Geçen ay amaç (isteklerimizin nedenleri) belirleme yöntemleri üzerinde durmuştum. Bu ayki bültenimizde, bundan sonraki adımları sizinle paylaşmak istiyorum. *Amaçları belirledikten sonra hangi yolları takip etmeliyiz? *Amaçlarımıza ulaşmak için neler yapmalıyız? *Neler sayesinde vazgeçmeyiz? sorularına cevaplarını paylaşacağım. Bu konularla ilgili daha önceden de bilgi sahibi olmuş olabilirsiniz. O nedenle, teknik bilgilerin yanı sıra, “nasıl”lar üzerinde durarak, uygulanabilir yöntemlerle size ışık tutmaya çalışacağım. Öncelikle çok istediğimiz herhangi bir şeye, örneğin kilo vermek, spor yapmaya başlamak, verdiğimiz kiloları korumayı istemek vb. gibi faaliyetlere karar vererek, amaç belirlemek çok önemli bir başlangıç. Burada bahsettiğim arzularımızın nedenlerini, örneğin, neden kilo vermek istediğimizi, neyin bizi mutlu edeceğini bilmek ve ona doğru ilerlerken motive olmak, yolun geri kalanını yürümemizi oldukça kolaylaştırıyor. Çok büyük bir adım olan amaçlarımızı belirledikten sonra, aklınıza bunları “nasıl” gerçekleştireceğiz sorusu gelebilir. Bunun için ilk önce yapılması gereken, amaca giden hedefleri saptamaktır. Örneğin, amacınız diyelim ki, verdiğiniz kiloları korumak.Bunun için uygulamanız gereken beslenme programını bilebilirsiniz,...