• Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
03/07/2012

Diyet programlarına başlarken ilk haftalarda çok yüksek olan motivasyon ve kilo verme isteğinin git gide azalması diyetlerin yarım kalmasında önemli bir sebeptir. Danışanlarımız diyor ki “Hepimiz aceleciyiz, bir an önce bizi yoran, mutsuz eden fazlalıklardan kurtulmak istiyoruz bunun uğruna şok diyetler, zayıflama hapları, ağır egzersizler gibi çeşitli yollar deneyebiliyoruz”. Oysa bu tarz yaklaşımlar hem bedeninizi hem de ruhunuzu oldukça fazla yoruyor. Diyetteyken “motivasyon” ve “istemek” en sık kullandığım kelimelerdir. Ancak zaman zaman motivasyonda düşüş yaşanması normaldir, genelde motivasyondaki oynama, duygu durumunda ki değişikliklerden meydana gelebilir. Ulaşılmak istenen hedef gözde büyüdüğü için istekte azalma ve iştah hakimiyetinde zorluk yaşanabilir. Bu dönemde amacınızı yani “neden zayıflamak istediğinizi” tekrar gözden geçirirseniz, kontrol mekanizmanızın daha iyi çalışacağını göreceksiniz. Daha önce birçok kez diyetler yapıp kilo vermiş sonra da verilen kiloları tekrar geri almış olabilirsiniz bu nedenle yeni bir diyet girişiminde endişeli ve mutsuz olmanız çok normal ancak yeniden başlamak düşündüğünüz kadar zor değil. Her...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
03/07/2012

Ramazan ayına yaklaşmış bulunuyoruz. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değişir, az ve sık yeme prensibini yerine getirmek mümkün olmaz. Bu seneki Ramazan önerilerimizde en kritik nokta günlerin uzun ve sıcak olması sebebiyle sıvı desteğini yeterli olacak şekilde sağlamak ve bedeni iyi dinlemek. Ramazan ayında neden kilo alınıyor? Ramazan ayındaki en büyük şikayetlerden birisi de kilo almaktır. Oruçluyken gün boyu bir şey tüketmediğimiz için iftara doğru kan şekerimiz düşer. Bu yüzden iftarda kısa zamanda yemek yeme ihtiyacı ve kan şekerimizi yükseltme arzusu içinde oluruz. Bu yüzden iftarda ihtiyacımız üzerinde yemek tüketmek özellikle de şekere aşırı yüklenmek ve sonrasında da hareketsiz kalmak kilo almanın başlıca sebepleridir. Uzun süreli açlığın metabolik hızı yavaşlattığını da düşünürsek özellikle sahurda dengeli beslenmeyenlerin kilo alma olasılığının çok daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Tatlı İsteğine Dikkat! Ramazan’da sizin de tatlı tüketme isteğiniz artıyor olabilir? İftarda lezzetli tatlıları sofranızdan eksik etmek istemiyor...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
03/07/2012

Ekmekte yapılan düzenlemeler, 1 Temmuz itibariyle yürürlüğe girdi ve artık sofralarımızda tuzu azaltılmış ve kepek oranı arttırılmış ekmekler yer alacak. Yapılan bu düzenleme obezite ile mücadeleye destek verecek güçlü bir adımdır. Tuz oranının azaltılması ile başta hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, kemik erimesi/osteoporoz, mide kanseri, astım, obezite, ödem riskleri azalacaktır. Ekmek, çocukluktan yetişkinliğe kadar her dönemde bireylerin günlük beslenmesinde yer alan önemli bir besindir. Bu nedenle sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde en çok üretilen ve tüketilen besindir. Diyet yapanların, ilk terk ettiği yiyecek olan ekmek, aslında doğru şekilde tüketildiğinde en masum besindir. Yağ oranının düşük olması ve tok tutması nedeniyle ekmek diyetlerde rahatlıkla tüketilebilir; ancak tam tahıl veya kepekli olup ihtiyaçtan fazla yememek kaydıyla. Yeni yapılan düzenlemeler de bu noktaya odaklanarak ekmekte kepek oranı arttırılmıştır. Kepek oranının arttırılmasıyla lif oranı yükseltilmiştir. Yeterli lif alımı kolesterolün düşürülmesinde etkili olmaktadır aynı zamanda kan şekeri kontrolü, kalp damar hastalıklarının önlenmesi, sindirim ve...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
07/06/2012

Gögüs kafenizde yanma ile ağzınızda hissettiğiniz acı ve ekşi tat “mide yanması (ekşimesini)” olarak tanımlanır. Mide yanması nasıl oluşur? Yemek yediğimizde, yiyecekler ağzımızdan özafagus yoluyla mideye iletilir. Özafagus ve mide arasında  özafagus alt kapakçığı bulunur. Bu kapakçık yiyeceklerin mideye girmesi için bir kapı vazifesini görür. Normalde çok hızlı açılıp kapanır ki midede bulunan mide asidi (yiyecekleri parçalamaya yarar) özafagusa geçmesin. Bu alt kapakçık iyi çalışmazsa, mide asidi özafagusa kaçar ve özafagusun iç duvarlarını tahriş eder ve ağrı verici yanma hissi başlar. Bu his genel olarak eğilip-kalkınca veya yatınca daha da kötüleşebilir. Bazı içecekler ve yiyecekler (domates ve ürünleri, alkol, turunçgiller, kahve, yağlı ve çok baharatlı yiyecekler) daha fazla tahrişe  ve yanmaya sebep olabilir. Kilolu olmak, fazla miktarlarda yemek, karın bölgesi sıkı giysiler giymek ve sigara içmek, mide yanmasını arttıran faktörlerdendir. Dışarıda yemek yerken mide yanmasını önlemenin yolları Gün içinde bir şekilde dışarda yemek yeme durumunda kalabiliyoruz. Özellikle mide yanmasından şikayetçi...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
07/06/2012

Tüm dünyada obez çocuk sayısının, 2015 yılında 750 milyona ulaşması bekleniyor. Araştırmacılar, “4-12 yaş aralığının”, obezitenin ileriki yıllarda da görülmesi açısından en önemli ve dikkat edilmesi gereken kritik dönem olduğunu belirtiyorlar. Araştırmalara göre 6 yaşında şişman olan çocukların yüzde 25’i, yetişkin dönemde de şişman oluyor. 12 yaşında şişman olanlar için ise bu oran hızla yüzde 75’e kadar yükseliyor. Çocukluk döneminde kilolu olmayı sadece görsel olarak değerlendirmemek gerekir.  Bu dönemde yağ hücrelerinde artış yaşandığı için sağlık riskleri de doğurmaktadır. Aynı zamanda psikolojik etkileri de bir hayli yüksektir. Çocuklukta ideal ağırlık? İdeal ağırlığını bulmak için artık tek başına vücut ağırlığına ve boy uzunluğuna bakarak beden kitle endeksindeki büyüme grafiğini kullanmak yeterli değil. İdeal kilosu belirlenirken vücut ağırlığı kadar vücutta yağ dağılımına da bakmak gerekir. Ek olarak bel çevresi, bel kalça oranı gibi antropometrik ölçümler hatta doğum ağırlığı da bize ideal kilo ile ilgili bilgi verir. Çocuğunuzun boyunu ölçerken bel çevresini de ölçün...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
07/06/2012

Keyifli yada depresif olmanız sadece güne nasıl başladığınızla alakalı değil aynı zamanda yediklerimiz kısa veya uzun süreli olarak kendimizi iyi de hissedebilir kötü de. Bundan yola çıkan araştırmacılar, duygular ve yemek yemek üzerine bir çok çalışma yapıyor. Duygulara etki ederek sizi konforlu, pozitif, enerjik hissettiren besinler B12 vitamini ve folik asitten zengin (folat) olan besinler Somon balığının yanında haşlanmış brokoli, ıspanaklı az yağlı omlet, etli kuru fasulye ve ızgara tavuklu salatanın ortak yanları hem folik asit (folat) hem de B12 vitaminini beraber içermeleridir. Bu iki vitamin santral sinir sistemi hastalıklarını, duygu durum bozukluklarını ve demansı önlemeye yardımcıdır. Folik asit; yeşil yapraklı sebzeleri ile kurubaklagillerde, B12 vitamini ise et, balık, tavuk ve süt ürünlerinde bulunur. Meyve ve sebzeler Meyve ve sebzeler antioksidanlarla doludur ve bizlere sağlıklı bir hayat sunarlar. Yapılan bir çalışmaya göre, günde iki porsiyondan fazla meyve ve sebze tüketmek, sağlığınıza %11 oranında katkı sağlamak demektir. Meyve ve sebzeleri sıklıkla...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
26/05/2012

Ramazan ayının en keyifli yanlarından biri kalabalık sofralar ve geleneksel yemeklerdir. Ramazan da öğünler normalden çok daha görkemli oluyor. Bu sebeple de insanın iştahını kontrol etmesi zorlaşıyor. Tüm akrabalar, arkadaşlar, dostlar  bir araya geldiğinde yeme düzeni oldukça değişiyor, bu sofraların vazgeçilmezleri ise pide, hurma ve güllaç oluyor, peki nasıl dengelemeli ne kadar yemeli?   Tehlikeli İftariyelikler İftarda şarküteri ağırlıklı ürünler, hamur işi yiyecekler, pide ve tatlılar, yüksek kalorili olmaları nedeniyle oruç tutanlarda kilo artışına neden oluyor. Kilo artışına bağlı olarak kan yağlarında ve tansiyonda artış olabiliyor. Sucuk, salam pastırma ve benzeri ürünler doymuş yağ içeriği yüksek olduğu için yenilmesi riskli olan besin grubundalar. Peki, doğrusu nedir? İftar bir çorba ile açılmalı ve bir süre ara verdikten sonra yemeğe geçilmelidir. İftara su, çorba, peynir, zeytin, hurma veya kuru kayısı ile hafif başlayarak, ana yemeğe daha sonra geçilmesi daha uygundur. Yemek sonrası yenilecek ramazan tatlıları masum mu? Genellikle evde veya dışarıdaki iftar...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
08/05/2012

Yapılan birçok çalışma karın bölgesinden şikayetçi olan kadınların sayısının oldukça yüksek olduğunu göstermekte. Sadece görsel açıdan değil aynı zamanda karın bölgesinde biriken yağlar sağlık açısından da tehdit oluşturur. Diyabet, yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması ve kalp hastalıkları riskini önemli ölçüde artırır. Boy uzunluğunuza göre vücut ağırlığınız normal sınırlar içinde olabilir ancak karın yağlarınız fazla ise “abdominal obez” olabilirsiniz. Kadında 80 cm erkekte 94 cm üzeri tehlike sinyalidir. Eğer kadında 88, erkekte 102 cm üzerindeyseniz dikkatli olmanızı öneririz. Karın bölgesini sıkılaştırmak için sadece egzersiz yapmak yeterli olmaz aynı zamanda doğru besinleri tüketiyor olmak da önem taşır.  Besinlerin gücünden faydalanarak, kas miktarını arttırıp ve yağ yakımını hızlandırıp düz bir karına sahip olabilirsiniz. 1. Badem ve diğer yağı tohumlar Faydası; kas yapımı, açlık hissini azaltır. Obezite, kalp hastalıkları, kas kaybı, kırışıklık, kanser, yüksek kan basıncı ile savaşırlar. 2. Baklagiller Faydası; kas yapımı, yağ yakımını sağlar, sindirimi düzenler. Obezite, kolon kanseri, kalp hastalıkları, yüksek kan basıncı ile...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
08/05/2012

Karın-bel çevresindeki yağlanma vücudun diğer bölgesindeki yağlanmalardan daha tehlikelidir. Doğru. Karın-bel çevresinde bulunan fazla yağlar, kalça çevresinde bulunanlardan daha tehlikelidir çünkü direk kalp hastalıkları, felç ve Tip 2 diyabet gibi sağlık problemleri ile bağlantılıdır. Genlerimiz, yağ dağılımının nerede olacağı üzerinde etkili olabiliyor ancak dengeli beslenme ile kontrolü sağlamak elimizdedir. Katı yağlar, peynir ve yağlı etler gibi yağ içeriği yüksek yiyecekler, karın bölgesindeki yağların esas suçlusudur. Yanlış. Yağ içeriği yüksek olan yiyeceklerle beslenmek tabiki karın-bel bölgesindeki yağlanmayı artırır ama sadece suçlu onlar değildir, hangi yiyecekten olursa olsun fazla kalori alımı bel çevresindeki yağı etkileyecektir. Genetik faktörler, diyet, yaş ve yaşam şekli, bel çevresindeki yağlanmada rol oynar. Örneğin; etiket okuma, doymuş yağ alımını azaltma, meyve ve sebze tüketimini arttırma ve porsiyonları azaltıp-kontrolünü yapma gibi yaşam şekli değişiklikleri, yağlanma ile savaşmanızda yardımcı olacaktır. Alkolden gelen kalori diğer kalorilere göre karın-bel çevresi yağlanmayı daha çok tetikler. Doğru. Alkol, şekerli içecekler veya büyük porsiyonlardaki yiyeceklerden...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
11/04/2012

Süt, son zamanlarda sıklıkla tartışılır bir konu haline geldi hatta bazı çevrelerde sütü hayatımızdan çıkarmamız gerektiğine dair konuşmalar yapıldığına şahit oluyorum. Bu durum birçok kişide süt ile ilgili endişeye sebep oluyor hatta çocuğuna süt içirip içirmemekte tereddütte kalan birçok anne görüyorum. Tüm beslenme uzmanlarının fikir birliği içinde oldukları konu, sütün sağlıklı beslenmenin temel unsuru olduğudur. 4-8 Nisan 2012 tarihinde gerçekleşen uluslararası beslenme ve diyetetik kongresinde de çok geniş yer verilen süt konusunda hiç endişe etmenize gerek yok. Şimdi süte biraz daha detaylı bakalım; Süt içeriğine bakılacak olursa; ortalama %87,3’ü su, %5’i karbonhidrat, %3,5’i yağ, %3,4’ü protein, %0,7’si de mineraldir. Süt, C vitamini ve demir dışında, başta kalsiyum, protein, fosfor, A ve özellikle B grubu vitaminlerinden B12 ve riboflavinin iyi bir kaynağıdır. Aynı zamanda elzem amino asitleri de dengeli olarak içermektedir. 13 milyon tonu ülkemizde olmak üzere, dünyada yaklaşık olarak 700 milyon ton süt üretilmektedir. Ülkemizde üretimi yapılan sütün %92’si inek...