İş yerinde elinizdeki dosyalara ya da bilgisayarınıza bakıyor, toplantıda konuşulanları dinliyor ama odaklanamıyor musunuz? İşte size iş başarınızı artıracak 5 öneri… İş yerinde uzun saatler çalışmak büyük bir enerji gerektirir. Sizi çok iyi anlıyorum, gün boyunca aynı enerjiyle işlere devam etmek her zaman mümkün olmayabiliyor. Ben gün içinde dikkat edebileceğiniz birkaç küçük ip ucu ile iş başarınızı artırmanın yollarını yazmak istedim. Seçimlerinizi Önceden Planlayın Gün içinde neler yiyeceğinizi daha önceden planlarsanız, sağlıklı hareket edersiniz. Örneğin; akşam yemeğinde ızgara et/köfte gibi bir seçim yapmayı planladıysanız öğle yemeğinde sebze ağırlıklı bir seçim yapabilirsiniz. Eğer mümkünse akşam evde yaptığınız yemekleri veya sabah hazırladığınız kahvaltılıkları uygun kaplar ile ofise taşıyabilirsiniz. Böylece gün içinde yaptığınız sağlıklı seçimlerle daha enerji dolu olabilirsiniz. Su İçmeyi İhmal Etmeyin İnsan vücudundaki bütün metabolik faliyetler sorunsuz çalışmak için suya ihtiyaç duyar. Aynı bir makineyi çalıştıran yağ gibi düşünebilirsiniz. Gün içinde yeteri kadar su içmezseniz kaybolan sıvıları...
Bahar ayları güzel havalar, cıvıl cıvıl sokaklar, rengarenk çiçeklerin yanı sıra bazıları için bahar alerjisini de beraberinde getirdi. Bahar aylarında artan alerjik semptomlar bir çok kişi için hayat kalitesini azaltıcı nitelikte olabiliyor. Burun akıntısı, kaşıntı, kızarıklık, hapşırma veya çok daha ağır tablolarla karşımıza çıkabilen alerjiyi bazı küçük önlemlerle azaltabiliriz. Eğer sıklıkla bu tabloları yaşıyorsanız bir hekime danışmanızda ve alerji testi yaptırmanızda fayda var. Pencereleri Kapatın Bahar aylarında havalar ısındıkça pencereleri tamamen açıp mis gibi temiz havayı içinize çekmek istediğinizi biliyorum. Ama alerjik bir yapınız varsa evi havalandırmadan önce bir kez daha düşünün. Özellikle bahar aylarında polen sayısı havada fazlasıyla artıyor ve bu polenler alerjinizi tetikleyebilir. Pencere filtrelerini deneyebilirsiniz. Eve Girer Girmez Arının Evinize her girdiğinizde, dış dünyanın küçük parçalarını yanınızda getirirsiniz. Açık havada kaldıktan sonra, giysileriniz, ayakkabılarınız, saçlarınız ve cildiniz, bulunduğunuz her yerden gelen küçük polenlerle kaplanmıştır. Bir duş alın ve giysilerinizi değiştirerek alerji yapabilecek etmenleri temizleyin....

Doğaya ve doğala olan ilginin her geçen gün arttığını artık hepimiz fark ediyoruz. Ben de pek çok kez söyledim ama bir kez daha hatırlatmak istiyorum 2017 yılında doğala, organiğe dönüş popüler olacak. Doğala dönüş; ev yemeği ve tencere yemeklerinin de daha çok tüketilmesine neden olacak. Yani tencerede pişen yemeklerinin bu yıl popülerliği artacak. Bu durum bir beslenme uzmanı olarak beni çok mutlu ediyor. Çünkü yıllardır en iyi diyetin sürdürülebilir ve gerçekçi diyet olduğunun vurgusunu yapıyorum ve ev yemekleride sürdürülebilir diyetin en büyük parçalarından biri. Neden Tencere Yemeği Tencere yemeği aslında hepimizin geleneklerinde var. Bir masa ya da yer sofrası etrafında bir tencerenin içinden tabaklara paylaştırılan yemeğin tadı itiraf edeyim ki farklı oluyor. Günümüz şartlarında düşünüldüğünde ev yemeği daha güvenilir ve temiz olmasının yanı sıra aile içi bağları da güçlendiriyor. Tencere yemeklerini karbonhidrat, protein ve yağ açısından dengeli bir şekilde hazırlamak çok kolay ve geleneklerimize de çok uygun. Kıymalı bir ıspanak...

Süt ve süt ürünleri grubu sağlıklı beslenmenin 5 temel besin grubundan biridir. Süt ve süt grubu besinlerin tüketiminin son yıllarda çok fazla tartışmaya sebep olduğunu ve bu konuda kafanızın karıştığını biliyorum. Süt, tüm yaş grupları için gerekli olan kalsiyum ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak en iyi kaynaktır. Çocuklukta ve gençlikte özellikle kemiklerin güçlü olması için gerekli bir besindir. Büyüme ve gelişmeyi destekler, diş çürüklerini önler. Sadece çocuklar için değil, her yaş için önemlidir. İleri yaşlarda osteoporozdan korunmaya ve kemik erimesinin önlenmesine yardımcı olur. Bende bu konuyla ilgili en çok merak edilen 5 soruyu ve cevabını sizlerle paylaşmak istedim. Kapalı süt mü açık süt mü tercih etmeliyiz? Süt tüketimiyle ilgili en merak edilen konulardan birisi de ambalajlı süt veya sokak sütü tüketiminin güvenilirliği. Sokak sütlerini yani açık sütleri alıp kaynattığımız zaman maalesef zararlı mikroorganizmaların yanında yararlılar da kayba uğruyor. Bu nedenle en sağlıklı ve besin değeri açısından da güvenilir ve faydalı olan...

Ramazanda beslenmeyle ilgili en büyük sorun öğün sayısının azalmasıdır. Bu dönemde normal zamanlarda olduğu gibi 3 ana öğün ve ara öğünlerle beslenmek mümkün olmuyor. Ama ramazanda da öğün dengesini sağlayarak yeterli ve dengeli beslenmek mümkün. Bu dönemde öğün düzenini sahur, iftar ve ara öğün şeklinde ayarlayarak bütün gün içinde almanız gereken enerji ve besin öğelerini bu öğünlere bölebilirsiniz. Ramazanda en çok ihmal edilen öğün genellikle sahurdur. Fakat bu öğün bizi gün boyunca tok tutmayı sağlayacak, sıvı kaybından etkilenmemizi en aza indirecektir. Ramazanda dengeli beslenmeyen ve sahura kalkmayan kişilerde; kan şekeri düşüklüğü, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi sağlık problemleri olabiliyor. Ayrıca öğün sayısının az olması gün içinde yorgunluk, konsantrasyon azalması, uyku hali gibi durumlara da yol açabiliyor. Sahura kalkmak kadar sahurda yedikleriniz de önemli. Gece yenilen ağır yemekler hem mideyi rahatsız edebilir hem de yağa dönüşme riski daha yüksektir. Bu...

11 ayın sultanı Ramazan geldi. Öncelikle hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum. Dengeli beslenme her zaman çok önemli ama özellikle Ramazan ayında daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenme çok büyük önem taşıyor. Ben de Ramazan boyunca önerilerimle sizlerle birlikte olacağım. Ramazanda sağlıklı beslenmenin 10 ip ucu; Bu ayda genel olarak toplam öğün sayısı sınırlanır ancak buna karşın öğünlerdeki yiyecek çeşidi daha fazla olabilir. Ramazanda ideal beslenme öğün sıklığının normal hayata yakın şekilde uygulanması ile sağlanabilir. Oruç tutan kişiler yaklaşık 16-17 saat açlık ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu açlık süresi içinde kan şekeri düşebilir, konsantrasyon azalabilir. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlar ve daha düşük değerlere ulaşır. Bu nedenle sahur öğünü çok büyük önem taşıyor. Öğünlerinizi genel olarak sahur, İftar ve Ara Öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Sahura kalkmayı alışkanlık haline getirmek yapılacak en doğru davranıştır, bu şekilde hem açlık süreniz azalır hem...
Probiyotikler bağırsaklarımızda yaşayarak bağırsağın doğal dengesini sağlayan, vücudumuzu zararlı bakterilere karşı koruyan, bağışıklığı güçlendiren ‘dost bakteriler’dir. Probiyotikler, bağırsağa dost bakteriler olarak bilinseler de etkileri sadece bağırsaklarla sınırlı değildir ve genel sağlık içinde çok faydalıdır. Probiyotik destekli bir beslenme her yaş grubu için önemlidir ve birçok hastalığa karşıda koruyucudur. Diyabet Riskini Azaltıyor Probiyotikler hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabet için önemli taşıyor. Yapılan çalışmalar bağırsaktaki faydalı bakterileri artırarak diyabet gelişme riskinin azaltılabileceğini söylüyor. Florida Üniversitesi’ndeki araştırmacılar probiyotiklerin Tip 1 diyabetin başlamasını önleyebileceğini veya erteleyebileceğini bildirdi. Henüz daha çok araştırmaya ihtiyaç duyulsa da düzenli probiyotik alımı bağırsaktaki bağışıklık sistemini destekleyen hücrelerin sayısının artmasına yardımcı oluyor ve insülin duyarlılığını artırıyor. Eğer diyabete yatkınlığınız varsa veya diyabet hastasıysanız beslenmenize daha çok özen göstermeniz ve kendinize iyi bakmanız gerekiyor. Kişiye özel programlar hem diyabet riski taşıyanlar hem de diyabet hastaları için çok önemlidir. Her diyabetli için ortak bir beslenme programı mümkün değildir....

Karaciğer vücudumuzun en büyük organıdır ve hayati önem taşır. Peki onu ne kadar yakından tanıyoruz? İşte karaciğerle ilgili merak edilen 10 soru ve cevabı… Son zamanlarda sosyal medyadan karaciğer hastalıkları ve karaciğere özel beslenmeyle ilgili çok fazla soru alınca karaciğerle ilgili en çok merak edilen 10 soruyu sizler için cevapladım. Bildiklerimizi hatırlayalım ve vücudumuzun en değerli organlarından biri olan karaciğerimize iyi davranalım… Karaciğerin görevi nedir? Aslıdan bu sorunun cevabı ‘karaciğer ne yapmaz ki’ diye başlamalı. Kandaki toksinleri temizlemek, vücudun detoks sistemine yardımcı olmak, sindirime yardımcı olan safra salgısını üretmek gibi ortalama 500’ e yakın görevi vardır. Protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler ve ilaçların vücutta işlem görmesine yardımcı olması ve kanın pıhtılaşmasında rol oynaması da görevleri arasındadır. Nerede yer alır? Karaciğerimiz ortalama bir futbol topu büyüklüğündedir ve vücut ağırlığının ortalama % 3 ünü oluşturur. Yani cildimizden sonraki en büyük organımızdır. Vücudunuzun sağ tarafında, göğüs kafesinin altında bulunur. Sağlıklı bir karaciğer nasıl anlaşılır?...
Güneşin biraz daha cömert davranmaya başladığı günler sonunda geldi. Bütün kış beklediğimiz bahar ayları kapıda… Bahar ayları benim için her zaman rengarenk, cıvıl cıvıl ve enerji dolu günler demektir. Ağaçlarda rengarenk çiçekler, tezgahlarda meyve ve sebzeler. İtiraf edeyim, havalar ısınınca kanım da kaynıyor, açık havaya çıkmak, özlediğim güneşi görmek, kalın kıyafetleri üzerimden atmak beni çok mutlu ediyor, eminim hepiniz baharı çok seviyorsunuzdur. Mevsim geçişleri yaşarken vücudumuz bazı farklılıklara ayak uydurmaya çalışır, siz de birkaç değişiklikle vücudunuza yardımcı olabilirsiniz: Egzersizi temiz havaya taşıyın Havalar ısınmaya başladığına göre egzersizleri temiz havada yapma vakti de gelmiştir. Açık havada yürüyüş, fiziksel ve ruh sağlımıza iyi gelecektir. Uzun yürüyüşlere çıkamıyorsanız, sabah kalkınca odanızı havalandırıp odanızın oksijenle dolmasını sağlayıp, gevşeme egzersizleri yapabilirsiniz böylece dolaşım sisteminizin harekete geçmesini sağlayıp, güne daha canlı başlayabilirsiniz. Bahar yorgunluğu ve stresle baş edebilmek ve vücudunuza iyi bakmak için, yoğun egzersiz sevmiyorsanız yoga, pilates veya masajı deneyin. Sofranızı Renklendirin Baharla...
İnflamasyon vücudunuzun dışarıdan gelen enfeksiyon ve yaralanmadan korumasına yardımcı olur ama, kronik hale gelirse kilo almaya ve bir çok hastalığa neden olabilir inflamasyon yani iltihaplanma denince aklınıza kötü şeyler geldiğini biliyorum. Ama azı karar çoğu zarar diye atalarımız boşuna dememişler. İnflamasyon aslında vücudumuzun bir sorun olduğunu ve tehlikede olduğunu anlatma biçimidir. Vücudun kendisini enfeksiyon, hastalık veya yaralanmadan korumak için verdiği bir tepkidir. Akut (kısa süreli) enflamasyonun klasik bulguları kızarıklık, ağrı, ısı ve şişme gibi tepkilerdir. Herhangi bir sorunla karşılaştığında vücudumuz, beyaz kan hücrelerinin, bağışıklık hücrelerin ve enfeksiyona karşı savaşmaya yardımcı sitokinler denen maddelerin üretimini artırır. Fakat kronik (uzun süreli) inflamasyon genellikle sessizdir ve kızarıklık, ağrı, ödem gibi gözle görülür herhangi bir belirti vermeden de ilerleyebilir. Uzun süren inflamasyon şeker hastalığı, kalp hastalığı, yağlı karaciğer hastalığı ve kanser gibi bir çok hastalığa sebep olabilir. Stres, sağlıksız beslenme ve düşük aktivite seviyeleri, inflamasyon riskini daha da artırabilir. Bununla...