Kolajen son yılların en çok konuşulan konularından biri. Cildini güzelleştirmek, eklemlerini iyileştirmek isteyen, spor yapan bir çok kişinin odak noktası. Peki kolajen nedir ve kimler için gereklidir ve hangi besinlerde vardır? Merak ediyorsanız işte cevapları Kolajen nedir ? Kolajen, vücutta özellikle kaslarda, kemiklerde, tendonlarda, bağlarda, organlarda, kan damarlarında, ciltte, bağırsaklarda ve diğer bağ dokularında bol miktarda bulunan bir proteindir. Başlıca işlevi bağ dokusunu güçlendirirken, eklemleri, tendonları, organları ve vücut bütünlüğünü korumaktır. Bu yüzden kemik yapımızın sağlıklı ve güçlü olması için oldukça önemlidir. Aynı zamanda cildin elastikiyetini arttırarak cildin daha sıkı ve gergin olmasına da yardımcı olur. Vücuttaki kolajen seviyeleri yeterli olduğunda, kolajen içeren hücreler güçlü ve genç bir görünüm alır. Yetersiz olduğu durumda ise çeşitli eklem rahatsızlıklarına ve cilt problemlerine neden olur. Kaç tip kolajen var? Tanımlanmış yaklaşık 28 tip kollajen var. Ama en çok duyduğumuz ve karşımıza çıkan 3 kolajen ; Tip1 , Tip2 ve Tip 3. Tip I...
Sezgisel yeme, vücudun doğal olarak verdiği fiziksel açlık, tokluk ve doyum sinyallerini dinleyerek ve bu sinyallere uyum sağlayarak yemek yeme biçimi. Kısıtlayıcı diyet uygulamalarına karşı sezgisel yemek yeme davranışı anti- diyet yani diyet karşıtı bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor. Bu beslenme düzeninde kendini diyet yapıyormuş gibi hissetmiyor. Sadece besin seçimini nasıl ve ne doğrultuda yapması gerektiği bilincini kavrıyor. Bilindiği üzere kısıtlayıcı diyet yaklaşımları başlı başına önyargıyı ve beden algısı bazlı takıntılı davranışları beraberinde getirebiliyor. Buradaki amaç ise kısıtlama olmaksızın bireyin vücudunun ihtiyaçlarının farkına vararak ne yemesi gerektiğini öğrenmesidir. Sezgisel Yeme nasıl uygulanır? Peki bu sezgisel yemeyi yaşamımıza nasıl dahil edebiliriz ? İşte bu konuda Diyetisyen Tribole ve Beslenme Terapisti Resch’nin sezgisel yeme hakkında yazdığı kitapta belirtmiş olduğu 10 prensibi paylaşmak istiyorum sizlerle. İşte sezgisel yeme davranışını hayatımıza yerleştirmek için öneriler: 1.İşe ‘diyet zihniyetini reddetmekle’ başlayın. Unutmayın diyetler yasakları andırırken, beslenme düzeni size alternatifleri sunar. 2.Açlığınızın fizyolojik bir ihtiyaç olduğunu kabul...
Dünya sağlık örgütü bu konudaki uyarılarının yanı sıra bir de bu konuda karşılaşılan efsaneleri paylaşmış. İşte korona virüsü ile ilgili efsanelerin bir kaçı: Korona virüsü yaşlı insanları mı yoksa gençleri mi daha çok etkiler? Her yaştan insana yeni koronavirüs (2019-nCoV) bulaşabilir. Yaşlı insanlar ve herhangi bir tıbbi durumu (astım, diyabet, kalp hastalığı gibi) olan kişiler daha savunmasız gibi görünüyor. Dünya Sağlık Örgütü her yaştan insana, iyi el hijyeni ve iyi solunum hijyeni uygulayarak kendilerini virüsden korumak için adımlar atmasını tavsiye ediyor. Zatürreye karşı olan aşılar sizi koronavirüse karşı korur mu? Hayır. Pnömokok aşısı ve pnömoniye karşı yapılan aşılar koronavirüse karşı koruma sağlamaz. Virüs o kadar yeni ve farklı ki, kendi aşısına ihtiyacımız var. Araştırmacılar koronavirüse karşı bir aşı geliştirmeye çalışıyor ve Dünya Sağlık Örgütü çabalarını destekliyor. Bu aşılar korona virüse karşı etkili olmasa da, sağlığınızı korumak için solunum yolu hastalıklarına karşı aşılama şiddetle tavsiye edilir. Soğuk havalar korona virüsü öldürür mü? Soğuk havanın...
Dünyayı etkisi altına alan korona salgını son günlerde gündemimize oturdu. Koronayla beraber en çok konuşulan konu da bağışıklık… Peki bağışıklık sistemini güçlendirmek, virüsten koruyor mu? Virüslerin sebep olduğu hastalıklarda bağışıklık sistemi büyük bir etken. Kendinizi hastalıktan korumak, hastalığı en hafif haliyle atlatmak için bağışıklık sisteminizi güçlü tutmanız şart. Ama bu uygulamanın yanı sıra korona ile mücadelede yapılması gereken en önemli şeylerden biri de hastalığın yayılmasını önlemek için gerekli tedbirleri almak. Hem hastalıktan korunmak hem de yayılmasını önlemek için neler yapabiliriz? Güne kahvaltıyla başlayın ve herhangi bir sağlık probleminiz yoksa her gün 1 yumurta tüketin Tam tahılları tüketmeyi ihmal etmeyin Susamasanız bile gün içinde en az 2 litre su içtiğinizden emin olun Haftada en az 3 kez sofranızda kuru baklagillere yer verin Yağlı tohumları beslenmenize ekleyin. Badem, yer fıstığı, ay çekirdeği, fındık gibi yağlı tohumlar bağışıklık sistemini destekleyen vitamin E içerirler. Her gün 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketin, Tek bir...

Vücudumuz gerekli olan enerjiyi karbonhidrat, protein ve yağ denen 3 makro besin ögesinden sağlar. Aldığımız günlük enerji bu 3 besin öğesi arasında bölünür. Birçok diyet programının temeli de kalori kısıtlamasının yanı sıra bu makro besin ögelerinin dağılımına dayanır. Proteinler vücuttaki yapım ve onarım olaylarından hormonal dengeye, maddelerin taşınmasından enzimlerin çalışabilmesine kadar birçok noktada görev alıyor. Durum böyle olunca diyette alınan protein miktarı da önemli hale geliyor. Yüksek Proteinli Diyetler Nelerdir? Protein diyeti de adından da anlaşılabileceği gibi karbonhidrat tüketiminin azaltılması ve günlük enerjinin daha büyük çoğunluğunun proteinlerden karşılanması hedefine dayanıyor. Bu diyet programında protein içeren besinlerin sindirimi için harcanan enerjinin yüksek olmasından faydalanılıyor. Yağ ve karbonhidratların besinlerin sindirimi için harcadıkları enerji %7 ‘yken bu oran proteinler için %30 ‘dur. Proteinlerin sindirimi uzun sürdüğü için tok tutmaya da yardımcı oluyor. Dolayısıyla yüksek proteinli diyet, genellikle kas kazanmayı ve hızlı kilo vermeyi amaçlayanların tercih ettiği bir diyet programı. Proteini yüksek diyetler daha...

“DASH” diyetini eminim daha önce duymuşsunuzdur. Peki ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Uzun yazılışı Dietary Approaches to Stop Hypertension olan ve kısaltılarak DASH olarak adlandırılan bu beslenme programı aslında Hipertansiyonu Durdurmak İçin Beslenme Yaklaşımları (HDBY) anlamına geliyor. Dash diyeti, ilaç kullanmadan yüksek tansiyon problemini tedavi etmek için geliştirilmiş olan bir beslenme planı. Bu beslenme planında kan basıncını düşürmek için glisemik indeksi düşük tam tahıllar, süt ve süt ürünleri, sebze ve meyveler, protein kaynağı olarak da kümes hayvanları ve balık tercih ediliyor. Dash diyeti ile kalp ve damar sağlığını korumak amaçlanıyor. Bu diyetin yüksek tansiyon ve diyabetle mücadelede de önemli rol oynadığını ve Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından da desteklendiğini hatırlatmak istiyorum. Journal of the American College of Cardiology’de yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, gıdalara daha düşük sıklıkta ek tuz eklenmesi kalp hastalığı, kalp yetmezliği ve iskemik kalp hastalığı riskinde azalmaya katkı sağlıyor. Dash diyeti uygulayanlar arasında bile, tuz tüketimini azaltmak için...