
Soğuk havanın başlaması ile birlikte yürüyüş yapmak, otobüsten erken inip yürümek gibi seçeneklerden uzaklaşıyoruz. Eve kendimizi atınca da uyuyana kadar atıştırmalıklar sürekli göz kırpıyor sanki… Evde geçirilen zaman uzayıp, güneşi daha az görünce kendimizi daha mutsuz, yorgun, depresif hissedebiliyoruz ve iştahımız da yine bu durumlara paralel artış gösterebiliyor. O zaman beslenmede nasıl değişiklikler yapmak gerekiyor hemen özetleyelim: Kilo almamak: Yaz yaklaştıkça formuna dikkat edenlerin sayısı artarken, kışın kilo alma eğilimi daha fazladır. Havanın daha erken kararması, güneşin yerini yağmur-karın alması ve soğukların gitgide artıp, işlerin yoğunlaşması dolayısıyla gelişen halsizlik, isteksizlik, mutsuzluk sonucu aşırı yeme atakları bu aylarda daha fazla gelişebilir. Kilo almamak için az ve sık yiyerek açlığınızı kontrol altında tutabilirsiniz. Bunun için yanınıza taşıması kolay pratik ara öğünler alın. Lif içeren seçimler, daha uzun süre tok kalmanızı sağlar. Sıcak bitki çaylarına tarçın ve karanfil atmak da iştahınızı kontrol etmeye yardımcı olabilir. Sağlıklı kilo için çorba: Soğuk günlerde canınızın çikolatalı...

Gitsin eskiler gelsin yeni kurallar. Televizyonlarda, dergilerde, gazetelerde sürekli yeni kilo kaybı kuralları ve diyet programları bombardımanına uğruyoruz. Kulaktan kulağa yayılan bazı yanlış bilgiler, diyet yapanlara yarardan çok zarar veriyor. Peki, bu kadar iddia varken neye inanmalıyız. Haklısınız bazen bizim bile kafamız karışıyor. Biz yıllardır çeşitli diyet kurallarına maruz kaldık, doğru ya da değil ki çoğumuz hala aynı yanlışları duymakta. O zaman duyduğumuz ve yararı olmayan kuralları kırmanın vakti geldi. Eski Kural: Akşam 7’de sonra hiçbir şey yemeyin. Akşam 19.00’dan sonra yemek yenmemesi gerektiğiyle ilgili herkesin bir fikri var. Eğer bu gerçek olsaydı, günümüz şartlarında hiç kimse akşam yemeği yiyemezdi. Birçok kişi saat 18.00’de işten çıkıyor, ortalama 19.00’da evde oluyor, yemek hazırlamak derken 20.00 buluyor. Yeni kural: saat değişmiyorsa seçimi,değiştirin Saat 21.00’e kadar yemek yemeyi beklerseniz çok acıkırsınız ve açlığınızı kontrol edemezsiniz. Günün bütün stresini atmak ve can sıkıntısını gidermek için sık sık kendinizi buzdolabının kapısında bulabilirsiniz. Bu durumda saat 19.00 gibi, peynir ve salata veya bir taze meyve ile 15 fındık/badem veya ayran ile grisini ya da 1 dilim ekmek-peynirden oluşan küçük bir öğün yapabilirsiniz. Saat 21.00’de ise salatayı ve sadece ana yemeği yiyerek, aşırı kalori alımından kaçınabilirsiniz....
Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, yemekten 3 -4 saat sonra anormal acıkma ve tatlı isteği gibi şikayetler “Reaktif Hipoglisemi” tehdidi altında olduğunuzun habercisi olabilir. Hatta fazla kilolarınızın sorumlusu da sürekli bir şeyler atıştırmanızdır zaten çoğu zaman. Bunun için insülin ve kan şekeri dengesine ait biraz detay bilgiye ihtiyacınız var. İnsülin Nedir? İnsülin, pankreasın beta hücrelerinde üretilen ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. Yemek ile almış olduğumuz karbonhidratlar, sindirim sistemi tarafından en küçük parçaları olan glukoza (şekere)parçalanırlar. Glukoz, hücrelerin en önemli enerji kaynağıdır. Sindirilerek kana karışan glukoz tarafından uyarılan pankreas, glukozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan insülin adlı hormonu üretmeye başlar. Sindirim sonrası insülin ve glukoz damarlarda dolaşmaya başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin glukozun hücre içine girmesini sağlar. Bu şekilde glukoz enerji kaynağı olarak kullanılabilir hale gelir. Hücre içine giremediği durumda ise kanda yükselmesi kan şekerinde artış( hiperglisemi) olarak adlandırılır. Kan şekerinde düşme...

2009 yılında yayınlanan Afiyetle Diyet kitabımda bu konuya oldukça geniş yer vermiştim. 5 yılda bu fikir oldukça gelişti hatta yeni okuduğum bir makale İngiltere’de bu konuya özel bir web sayfası tasarlandığını öğrendim. Bazı kişiler kilo verme programının süresi motivasyon konusunda zorluk yaratıyor. Bu grup için kendilerini motive edecek bir diyet ve egzersiz arkadaşı olması başarılarını artırabiliyor. Eş, kardeş veya iş arkadaşı ortak bir kilo verme program için çok yararlı olabiliyor. Hele de bu partner de diyet yapıyorsa ortak hedeflerle motivasyon daha da artıyor Amerika’da çok yaygın olan “Weight Watchers” grup desteği için önemli bir örnek. Bu sistemde diyet yapanlar her hafta bir araya gelerek verdikleri kilo miktarlarını, o haftaki deneyimlerini paylaşarak birbirlerine destek oluyor. Doğruluğu kabul gören ve başarısı kanıtlanmış olan “Weight Watchers” programının hedefi de bir araya gelen kişilerin birbirini desteklemesi. İyi diyet partneri nasıl olmalı? Danışanlarımdan bana gelen geribildirimlerde kilo verme programına katılan bir kişi, genellikle motivasyon ihtiyacı...

Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, yemekten 3 – 4 saat sonra anormal acıkma ve gece tatlı isteği gibi şikâyetler, insülin metabolizmasında bozukluğu düşündürür. Uzun süre tatlı yemediğinizde canınız tatlı istemez hatta hiç aklınıza gelmez. Ama bazen öyle günler ve haftalar olur ki her gün tatlı yemeden rahat edemezsiniz. Her yemek sonrası vücudunuz tatlı yemeden doydum sinyali göndermez sanki beyninize veya gece çikolata yemeden uyuyamaz hale gelirsiniz. Bu durum birkaç sebepten kaynaklanıyor olabilir. Birincisi damak tadı ve beslenme alışkanlığınızı bu şekilde geliştirmiş olabilirsiniz veya psikolojik olarak sizi daha mutlu ettiğine ve tatlı yemeye ihtiyacınız olduğunuza inanırsınız veya insülin denen iştah canavarı pankreas tarafından kontrolsüz salınıyor olabilir. Her üç durumu da çözmek ve tatlı krizlerini yenmek mümkün. Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, yemekten 3 – 4 saat sonra anormal acıkma ve gece tatlı isteği gibi şikâyetler insülin metabolizmasında bozukluğu düşündürür. Özellikle fazla kilonuz varsa...

Sonbahara geçişte en çok konuşulan şeylerin başında diyetler geliyor. Yaz ayında kontrolü tamamen bıraktıysanız şimdi az yemeye başladığınızda doymama sorunuyla karşılaşabilirsiniz. Mide hacminiz genişlediği için ufak öğünler, aç hissetmenize sebep olabilir. Lif içeriği yüksek, su oranı iyi ve düşük kalorili bazı besinler daha uzun süre tokluk verir. Bu besinlerden bazıları şöyle: Bezelye: Diyetteki bireylerin öncelikli olarak vazgeçtikleri sebzelerin başında bezelye yer alır ancak bilinenin aksine oldukça tok tutucu bir alternatiftir. Bir kupa bezelye yaklaşık 7 gr. protein ve 6 gr. lif içerir. Protein içeriğiyle metabolizmayı destekler. Gönüllüler üzerinde yapılan bir çalışmada, bireylere yemekten yarım saat önce farklı protein kaynakları verildi. Bezelye yiyenlerin daha tok hissettikleri ve daha az yemek yedikleri görüldü. Hızlı ve doyurucu bir öğün için bezelyeli-kepekli makarna tercih edebilirsiniz. Yağlı balıklar: Ana öğünlerde tüketilen protein her zaman daha uzun süre tok kalmanızı sağlar. Protein bakımından zengin besinler yediğimizde vücudumuz, tok hissetmemizi sağlayan hormonlar salgılar. Öğle yemeklerinde pratik ve...

Yeme atakları gerçek mi? Bilge vücudunuza kulak verin Akşam yemeğinizi yediniz hatta kendinizi hala tok hissediyorsunuz, evdeki herkes uyuyor ve siz güzel bir film izliyorsunuz. Buraya kadar her şey normal seyrinde gidiyor ancak bir anda canınız çikolata yemek istedi. Bütün hafta oldukça sağlıklı beslendiğiniz veya tatlı yemekten kaçındığınız aklınıza geldi ancak bu durum isteğinizde bir değişiklik yaratmadı her geçen saniye çikolataya daha çok aşeriyorsunuz. Direnmeniz boşuna birkaç dakika sonra kendinizi elinizde bir paket çikolata ile film izlerken bulabilirsiniz ve çikolata paketinin sonuna geldiğinizde suçluluk, pişmanlık duymanız olasıdır. Bazı uzmanlar yiyecek aşermelerinin “vücudun bilgeliğini” yansıttığına inanır; vücudun ihtiyaç duyduğu besin ögelerinin sinyalini verdiğiniz düşünürler. Örneğin; çikolataya aşermek vücudun daha fazla antioksidana ihtiyaç duyması olabilir. Bununla birlikte aslında bir kase dolusu kırmızı üzüm çikolataya oranla daha yüksek antioksidan sağlar ancak çoğumuz üzüm yerine çikolatayı tercih ederiz. Aşermenin psikolojik mi fizyolojik mi olduğuna dair çok uzun zamandır araştırma yapılmakta ancak her iki durumunda...

Diyet programlarına başlarken ilk haftalarda çok yüksek olan motivasyon ve kilo verme isteğinin git gide azalması diyetlerin yarım kalmasında önemli bir sebeptir. Danışanlarımız diyor ki “Hepimiz aceleciyiz, bir an önce bizi yoran, mutsuz eden fazlalıklardan kurtulmak istiyoruz bunun uğruna şok diyetler, zayıflama hapları, ağır egzersizler gibi çeşitli yollar deneyebiliyoruz”. Oysa bu tarz yaklaşımlar hem bedeninizi hem de ruhunuzu oldukça fazla yoruyor. Diyetteyken “motivasyon” ve “istemek” en sık kullandığım kelimelerdir. Ancak zaman zaman motivasyonda düşüş yaşanması normaldir, genelde motivasyondaki oynama, duygu durumunda ki değişikliklerden meydana gelebilir. Ulaşılmak istenen hedef gözde büyüdüğü için istekte azalma ve iştah hakimiyetinde zorluk yaşanabilir. Bu dönemde amacınızı yani “neden zayıflamak istediğinizi” tekrar gözden geçirirseniz, kontrol mekanizmanızın daha iyi çalışacağını göreceksiniz. Daha önce birçok kez diyetler yapıp kilo vermiş sonra da verilen kiloları tekrar geri almış olabilirsiniz bu nedenle yeni bir diyet girişiminde endişeli ve mutsuz olmanız çok normal ancak yeniden başlamak düşündüğünüz kadar zor değil. Her...

Keyifli yada depresif olmanız sadece güne nasıl başladığınızla alakalı değil aynı zamanda yediklerimiz kısa veya uzun süreli olarak kendimizi iyi de hissedebilir kötü de. Bundan yola çıkan araştırmacılar, duygular ve yemek yemek üzerine bir çok çalışma yapıyor. Duygulara etki ederek sizi konforlu, pozitif, enerjik hissettiren besinler B12 vitamini ve folik asitten zengin (folat) olan besinler Somon balığının yanında haşlanmış brokoli, ıspanaklı az yağlı omlet, etli kuru fasulye ve ızgara tavuklu salatanın ortak yanları hem folik asit (folat) hem de B12 vitaminini beraber içermeleridir. Bu iki vitamin santral sinir sistemi hastalıklarını, duygu durum bozukluklarını ve demansı önlemeye yardımcıdır. Folik asit; yeşil yapraklı sebzeleri ile kurubaklagillerde, B12 vitamini ise et, balık, tavuk ve süt ürünlerinde bulunur. Meyve ve sebzeler Meyve ve sebzeler antioksidanlarla doludur ve bizlere sağlıklı bir hayat sunarlar. Yapılan bir çalışmaya göre, günde iki porsiyondan fazla meyve ve sebze tüketmek, sağlığınıza %11 oranında katkı sağlamak demektir. Meyve ve sebzeleri sıklıkla...

Yeme bozuklukları giderek artan bir sorun olmakla birlikte, en sık karşılaşılan yeme bozuklukları; anoreksia ve bulimiadir. Anoreksia; kendi kendini aç bırakma durumudur. Bulimia ise fazla miktarlarda yemek yendikten sonra pişmanlık hissedip, kusma ile besinlerin çıkarması durumudur. Genelde aneroksiya veya bulimia, kızlarda daha sık görülür. Konu ile ilgili yapılmış olan güncel bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum: 3 yaşındaki kızlar, şimdiden zayıf olmak düşüncesindeler. Yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre; özellikle kızlar, şişman oyuncaklarla oynamayı red edip, onun yerine zayıflığı, güzelliği ve fit vücudu simgeleyen barbilerle oynamayı tercih ediyorlar. Sonuçlar, zayıflık baskısının çocuklarda yeme bozukluklarına yol açtığını ve depresyona girdiklerini göstermekte ve negatif algı olarak kilolu insanların iyi olmadıklarını düşünüyorlar ve kiloya bağlı olarak arkadaşlarıyla “alay etme“ ortaya çıkabiliyor. Okulöncesi Çocuklar Zayıf Olmak İstiyor 55 okulöncesi kız çocuğu üzerinde yapılan çalışmanın ön taslakları incelendiğinde, kızların hepsinin zayıf olmayı istedikleri görülmüştür. Sonuçlar tüm popülasyona genellenemez ancak ülkemizde de aynı durumun söz konusu olduğu görülmektedir. Zayıflığa özenme, hedefe...