• Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
02/02/2017

D Vitamini Hormon mu Vitamin mi? Hormon mu vitamin mi tartışması hala devam ediyor.  Aslında biz vitamin olarak kabul etsek de vücutta sentezlenebilmesi ve kandaki seviyesine göre sentezinin azalıp artması hormon olma özelliği taşıdığını gösteriyor. İster hormon olsun ister vitamin D vitamini vücudumuz için nimet,  eksikliği bir çok sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. Bu sebeple D vitamini seviyesini ölçtürüp gerekiyorsa takviye almak çok önemli. Kimlerde D Vitamini Eksikliği Görülebilir? D vitamini eksikliği sadece ülkemizde değil, dünya üzerinde sık görülen yetersizliklerden biridir. Özellikle güneşlenmeden yoksun kalan ülkelerde ve koyu ten renkli bireylerde daha sık görülür. Yaşlılarda güneş görme süresinin azalmasına bağlı olarak eksiklik daha fazla görülebilir. Güneş kremi kullananlarda, karaciğer ve böbrek yetmezliği görülen hastalarda, obez bireylerde, chron, çölyak gibi emilim bozukluğu yaşayanlarda ve streroid grubu ilaç kullananlarda eksiklik görülme olasılığı daha yüksektir. Kanda Normal D Vitamini Düzeyi Ne Kadardır? Kanda 25OH vitamin D düzeyi, D vitamini durumunu gösteren parametredir. < 10...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
22/08/2016

Demir, vücudumuz için temel  bir mineraldir. Vücutta üretilmediği için besinler yoluyla yeterli miktarda alınması gerekir. Demirin vücuttaki en önemli görevi “hemoglobin” yapımıdır. Hemoglobin, kanımızdaki alyuvarlarda bulunur ve tüm dokuların yaşaması için gerekli olan oksijeni taşıma işlemini gerçekleştirir. Diğer bir deyişle, oksijen yaşantımız için ne kadar önemli ise oksijenin kullanılabilmesi içinde demir o kadar önemlidir. DEMİR EKSİKLİĞİNİN GÖRÜLME NEDENLERİ NELERDİR? Demir eksikliği genellikle büyümenin çok hızlı olduğu küçük çocukluk ve ergenlik çağı ile hamilelik döneminde ortaya çıkar. Yine, demir içeriği düşük olan yiyeceklerin fazla tüketilmesi ve ayrıca besin yoluyla alınan demirin emiliminin de güç olması demir eksikliğinin (kansızlığın) ortaya çıkışını kolaylaştırabilir. Bebekler ve çocuklarda, hızlı bir büyüme temposu olduğundan gelişmenin sağlıklı sürdürebilmesi için demire daha fazla ihtiyaç vardır. Düşük sosyo-ekonomik düzeyde olanlar, vejetaryenler (et yemeden beslenenler), kadınlarda ise periyodik dönemlerdeki –menstürasyon gibi durumlarda kansızlık sıkça görülür. Demir emiliminin bozulduğu durumlar; uzun süren ishaller, kronik enfeksiyonlar, sindirim sisteminde bozukluklar vücuda alınan demirin...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
22/08/2016

Demir eksikliği Türkiye’de çok görülen bir hastalıktır. Demir vücudumuz için önemli bir mineraldir, vücutta üretilmediği için besinler yoluyla yeterli miktarda alınması gereklidir. Özellikle bazı dönemlerde ve riskli gruplarda, alımı takip edilmelidir. Hamileler ve bebeğini emzirenler, çocuklar, büyüme çağında ve aşırı adet kanaması geçiren genç kızlar risk grubundadır. Gelişme çağındaki çocukların vücut ve beyin gelişimleri için önemlidir. Eksikliğine bağlı kansızlık, basit bir kan testi ile belirlenebilir. Ülkemizde üreme çağındaki birçok kadında bu mineralin eksikliğine bağlı kansızlık görülebilmektedir. Vücuttaki demir deposu tükenirse Demir eksikliğiyle karşı karşıya kalabilecek riskli grup dışında aşırı kan kaybına bağlı bazı durumlar da anemiye sebep olabilir; mine kanaması, peptik ülser, bağırsak kanseri, rahim kanseri uzun dönem aspirin kullanımı gibi. Kanda oksijeni taşıyan hücrelerin ismi “alyuvar”dır. Bu hücreler vücutta düzenli olarak kemik iliğinde üretilir. Besinlerle aldığımız demirin, alyuvarların yapımı ve oksijen taşıması için önemlidir. Besinlerle gelen demirin ihtiyaç fazlası, vücutta depolanır. Ancak yeterli demir alınmazsa bu depo tükenir ve...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
27/11/2015

Alkol tüketimini sınırlayın Fazla kilonuz varsa bir beslenme ve diyet uzmanıyla görüşün Aşırı karbonhidrat ve şeker tüketimini sınırlayın Olabildiğince doğal besinler tercih edin, katkı maddelerinden kaçının. Tereyağı, içyağı gibi hayvansal yağlardan ve sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünlerinden ve sakatatlardan uzak durun Sebze ve meyve gibi lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır, özellikle enginar tercih edin Kaymak, krema, yağlı etler, mayonez gibi yağlı besinlerin tüketimini sınırlayın Kuruyemişlerin aşırı tüketiminden uzak durun Hekiminize danışmadan ilaç almayın Düzenli olarak spor yapmayı hayatınızın bir parçası haline getirin 1 GÜNLÜK ÖRNEK BESLENME PLANI Sabah 1 haşlanmış yumurta veya 1 dilim az yağlı peynir Bol yeşillik, domates, salatalık 1-2 dilim tam buğday/tam çavdar ekmeği Ara 2 adet kuru kayısı Yeşil detoks suyu Öğle Enginarlı ıspanak salatası 1 dilim ekmek Ara 1 taze meyve, 15 badem/1 bardak kefir/1 dilim az yağlı peynir Akşam Izgara et/tavuk/balık Buharda veya haşlanmış sebze Bol yeşillikli salata (1 tk zy) Ara 3 yk...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
26/11/2015

Yağlı karaciğer hastalığının tek sorumlusu yağlar mı? Eğer ‘yağlı şeyler yersem damarlarımda ve organlarımda yağlanma olur o yüzden yağ yememeliyim’ gibi basit bir düşünceniz varsa yanılıyorsunuz. Vücudumuz düşündüğümüz kadar basit bir yapıya sahip değil. Karaciğerimizin normal yağ içeriği yaklaşık yüzde 10’dur. Bu oranın daha fazla olmasıyla karaciğer yağlanması oluşmuş olur. Amerikalı bireylerin yaklaşık 3’te 1’inde, ülkemizdeyse 4’de 1’inde görülen bu hastalık ilerlerse karaciğer iltihabı, siroz ve karaciğer kanserine bile yol açabilir. Son çalışmalar aşırı yağlı ve şekerli hazır yemek tüketiminin obezite ve karaciğer yağlanmasında artışa sebep olduğunu söylüyor. İstisnalar dışında yağlı karaciğer hastalığı temelde obeziteyle başlar. Obez bireyler arasında bazılarının karaciğerindeki aşırı yağlanma çökelti olarak kalır ve bu da yağlı karaciğer hastalığına yol açar,  hatta siroza ve ölüme  kadar gidebilir.   Kanıtlara bakalım Yapılan bir çalışmada hastalara damardan glukoz çözeltisi verildiğinde karaciğer enzimlerinde artış olduğu daha sonra karaciğer biyopsisi yapıldığındaysa karaciğer yağlanması olduğu bildiriliyor. Araştırmacılar daha sonra damardan beslenmeye yağları...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
12/02/2014

Kabızlık durumu; barsak hareketlerinde zorluk, dışkı geçişinin ağrılı olması ve tuvalete çıkışın uzun süre olmaması durumu olarak adlandırılabilir. Dışkılama sayısı sağlıklı kişilerde farklılık göstermekler birlikte bir sayısı da yoktur. KABIZLIĞIN NEDENLERİ Kabızlık beslenme ile doğrudan ilişki içerisindedir. Yeterli sıvı tüketilmediğinde, posalı yiyeceklerden yenilmediğinde, yeterli egzersiz yapılmadığında veya uzun süreli uygulanan yağsız diyetler sonucunda kabızlık problemiyle karşılaşmak olasıdır. Bunların dışında, kalın barsaklarda fonksiyon bozukluklarına bağlı olarak ya da bir başka hastalığın semptomu olarak kabızlık gelişebilmesi de mümkündür. Vücut suyunun %10 gibi bir oranda azalması kabızlığa yol açmak için yeterlidir. Bu nedenle özellikle yeterli sıvı alımı çok büyük önem taşımaktadır. PEKİ, KABIZLIK NASIL ÇÖZÜLÜR? Genellikle posadan zengin besinler (meyve, sebze, tam tahıllı ürünler) tüketmek, bol sıvı almak ve bol egzersiz yapmak sorunu çözebilmektedir. Bu nedenle lif miktarını artırın: Beyaz ekmek ve rafinera tahıllar yerine tam tahıl ürünleri ile baklagilleri kullanın. Yani pirinç yerine bulgur, tam buğday ekmeği gibi. Meyveleri soymadan tüketin. Elma,...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
04/02/2014

Karbonhidratları daha az tüketmek kilo vermek isteyenlerin genelde ilk aklına gelen çözümdür. Son yıllarda da düşük karbonhidratlı diyet modası bu noktada gittikçe popüler hale geliyor. Ancak dengeli beslenme programı içinde protein kadar karbonhidrat ve yağ da vücudumuz için çok önemli. Proteini yüksek diyetler daha rahat kilo vermeye yardımcı olabiliyor ancak diyetin genel planı içinde çok dengeli bir planlama gerekiyor. Çünkü proteinler aynı zamanda yağ ve kolesterolde içeriyor. Kilo vermeye çalışırken böbrek karaciğer ve damarlarınızın daha fazla zarar görmesi riskiyle karşı karşıya kalmamalısınız. Protein seçiminde yağsız olanlarını seçmek çok önemli. En iyi protein kaynakları balık, yağsız süt ürünleri, yağsız etler olarak sıralanabilir. Ancak bu besinleri kızartıyorsanız lezzet ile beraber yağ oranını da çok arttırmış oluyorsunuz. Proteini çok yüksek diyetler ile ilgili yapılan çalışmalarda çelişkili sonuçlar var. Yapılan bir çalışmada günlük alınan kalorinin %60 ‘ı yağsız proteinlerden sağlandığında ( ki bu önerilenden çok fazla) tansiyon, LDL (kötü) kolesterolü ve trigliserit değerlerinde düşme...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
18/11/2013

Baharatlar, kokuları ve tatlarıyla sofralarımızı daha da çekici kılar. Siz de, mutfağınızda farklı tatlar yaratmaktan hoşlanıyor, kullandığınız baharatların özelliklerini ve faydalarını öğrenmek istiyorsanız aşağıdakilere mutlaka göz atın. Karabiber Sofralarımızın vazgeçilmezleri arasında yer alan karabiber, sindirimi kolaylaştırmanın yanı sıra hoş kokusuyla  hemen her yemeğe yakışır. Anti-oksidan ve anti-bakteriyel özelliğe sahip. Gaz oluşumunu azaltır, terlemeyi artırır ve diüretik etki gösterir. Manganezin çok iyi, K vitamini ve demirin iyi kaynağı kabul edilir. İçindeki piperin isimli maddenin metabolizmayı hızlandırdığını gösteren bazı çalışmalar var. 1 çay kaşığı 5 kalori içerse de yemek yaparken bunu hesaplamanıza hiç gerek yok. Farklı tatlar yaratmak için; * Limon, zeytinyağı, biraz tuz ve karabiber karışımıyla oldukça lezzetli bir salata sosu yaratabilirsiniz. * Rendelenmiş limon veya portakal kabuğuyla dövülmüş sarımsak, taze karabiberi ya da taze/kurutulmuş kekik, karabiber, biberiye, düvülmüş sarımsak, limon, kırmızı toz biber, limon suyu ve 1 yemek kaşığı zeytinyağını karıştırıp, et üzerine marine etmek amacıyla     karışımlar oluşturabilirsiniz. Kimyon Sindirimi...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
15/03/2013

Belki de gün içerisinde en çok yorulan organlarımızdan biri kalptir! Günde yaklaşık 100 bin kez, dakika da 60- 80 kez atmakta ve bunu günün her saati sürdürmektedir. Ölümlerin büyük nedeninin koroner kalp hastalıkları oluşturmaktadır. Normalde kan damarlar içinde serbestçe akıp dokulara ve organlara oksijen ve besin taşır. Sağlıklı bir damarın iç yüzeyine bakıldığında pürüzsüz olduğunu görmek mümkündür. Yüksek kolesterol, sigara, tansiyon aşırı alkol alımı, kişinin beslenme alışkanlıkları ve çevreden kaynaklanan birçok faktör zamanla damar içinde deformasyona neden olur. Bu deformasyona uğramış bölgede zamanla plak adı verilen bir tabaka oluşumu gözlenir ve bu plaklar damarların esnekliğini azalttığı gibi kan akışını da engeller. Bu akışın engellendiği bir nokta da damarların insanların yaşlanmış olmasından kaynaklıdır. Bu duruma mümkün olabildiğince engel olabilmek bu noktada önem taşır. Damarları korumanın en önemli yolu kan kolesterol düzeyinde, kan basıncında, yüksek kan şekerinde, vücut ağırlığında, homosistein ve ürik asit seviyesinde her zaman normal seviyeleri korumak olmalıdır. Yağlı ve...

  • Dilara Koçak
  • Posted by Dilara Koçak
15/03/2013

Tıp dilinde hepatosteatoz olarak adlandırılan ‘karaciğer yağlanması’ karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir. Günümüzde yetişkin her dört kişiden birinde görülmeye başlamış bir hastalıktır. Karaciğerin, çeşitli nedenlerle zedelenmeye karşı göstermiş olduğu bir tepkidir. Karaciğer yağlanmasının birçok sebebi ve bu sebeplere bağlı olarak birçok sınıflaması vardır. Daha kolay anlaşılabilmesi açısından bunları üç grup altında toplayabiliriz: Alkole bağlı karaciğer yağlanması İlaçlara ve hastalıklara bağlı karaciğer yağlanması Yaşam şekline ve beslenmeye bağlı olarak gelişen karaciğer yağlanmaları Karaciğer yağlanması olan bir bireyin dikkat etmesi gerekenler: Yapılabilecek en önemli şey özellikle beslenme şeklini değiştirmek olacaktır. Alkol tüketilmemelidir. Eğer var ise fazla kilolar verilmelidir. Karaciğerin yükünü azaltmak için doğal besinler tercih edilmelidir, katkı maddelerinden uzak durulmalıdır Hayvansal yağlardan uzak durulmalıdır.(tereyağı, içyağı gibi) Sebze ve meyve gibi lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır, özellikle enginar tercih edilmelidir Şarküteri ürünlerinden (sosis, salam, sucuk gibi) ve sakatatlardan uzak durulmalıdır. Yağlı etler ve kıyma, tavuk derisi, yumurta gibi yağlı besinlerin tüketimi azaltılmalıdır. Kuruyemişlerin aşırı tüketiminden uzak...