2018 yılında önce Grönland için yola çıkmıştık (buradan göz atabilirsiniz) ardından oraya kadar gitmişken çok merak ettiğim ülkelerden biri olan İzlanda’ya geçtik.

 

İzlanda, uzun yıllardır “Dünyanın En Güvenli Ülkesi” sıralamasında 1. sırada yer alıyor. 1949’dan beri NATO üyesi ama resmi bir ordusu yok. NATO içinde ordusu olmayan tek ülke. Resmi bütçeden askeri harcamalara ayrılan pay da çok az. Devlet başkanı korumalara ihtiyaç duymuyor, zırhlı araçlar kullanmıyor. Polisler özel durumlar hariç silah taşımıyor, kullanmıyor.

 

Peki bunu nasıl başarıyorlar derseniz aslında birden çok cevabı var ama belki de en önemlisi coğrafi olarak zaten zor bir ülke. Bu da doğal bir koruma sağlıyor.

 

Öncelikle bir ada ülkesi. Grönland’ın güneydoğusu, İskandinavya ve Büyük Britanya’nın kuzeybatısında yer alıyor. Başkenti Reykjavik.

 

Yüzölçümü sadece 103 bin km. Bunun %80’inde doğanın en etkileyici, en görkemli halleri var. Buzullar, volkanlar, şelaleler, göller ile dolu. Aynı zamanda hava kirliliğinin en düşük olduğu ülkelerden biri. Öte yandan aktif 33 volkana sahip ve bu volkanlar 5 yılda bir patlıyor.

 

İzlanda’da tarıma uygun arazi oranı sadece %1 ile sınırlı. Dolayısıyla yeme-içme açısından seçenekler az. Ağırlıklı olarak balık ve av hayvanları tüketiliyor. Ülkenin yaşamaya elverişli kısmı ise %25 kadar. Haliyle nüfus az. Avrupa’nın en seyrek nüfuslu ülkeleri arasında. 2024 verilerine göre ülke nüfusu 350 bin civarı…

 

Toplumdaki eğitim oranı çok yüksek, suç oranı çok düşük. OECD ülkelerine göre vatandaşlarından en düşük vergi alan ülkelerden biri.

 

Kadın-erkek arasında fırsat eşitliğini sağlamak adına en fazla yol kat eden ülkelerden biri. 9 aylık doğum iznini bile 3 ay anneye, 3 ay babaya veriyor; kalan 3 ayı da anne ya da babanın tercihine bırakıyor ve onlardan biri kullanıyor.

 

İzlanda’nın aslında köklü bir tarihi var, Vikingler’e kadar gidiyor. 14. yüzyıldan başlayarak uzun zaman Danimarka egemenliğinde yaşamış. 1944 yılında ise kendi cumhuriyetlerini ilan etmişler.

 

2008’de ağır bir kriz yaşadılar ve ülke iflasın eşiğine geldi. Ama buna rağmen toparlanmayı başardılar ve tekrar refah seviyesinde yükselişe geçtiler. Bu arada AB üyesi değil ama Schengen bölgesine dahil. Dolayısıyla İzlanda seyahatleri için vize gerekli.