2014 yılında yaptığım Peru seyahatinin en şaşırtıcı parçalarından biri Nazca Lines’ı görmek oldu. Peru’ya gidenler genellikle buraya zaman ayırmaz o yüzden ayrıcalıklı bir deneyim olduğunu söyleyebilirim.
Peru zaten heyecan verici bir ülke. Görecek, deneyimleyecek çok şey var. Eğer içinde Nazca Lines da olsun isterseniz, bir tam günü buna ayırmanız ve biraz da yorucu bir yolculuğu göze almanız gerek. Biz aldık.
Çoğu kişi gerek yok gibi düşünse de biz bu deneyimi kaçırmak istemedik. Öncelikle yaklaşık 2,5 saatlik bir karayolu yolculuğu yapıyorsunuz, sonra da 20 dakikalık bir helikopter uçuşuyla Nazca Lines’ı tepeden görebiliyorsunuz. Zaten ancak havadan bakınca anlaşılabiliyor.
ICA Çölü’nde yer alan Nazca Lines, dev resimlerden oluşuyor. MÖ 500 – MS 500 yılları arasında yerli topluluklar tarafından çizilen bu resimlerin nasıl yapıldığı da günümüze kadar nasıl bozulmadan ulaştığı da hala tam anlaşılabilmiş değil.
Gördüklerim karşısında büyülendim, çarpıldım, şaşırdım, nasıl olduğunu anlamaya çalıştım ama bilim bile tam açıklayamamışken ben şaşırdığımla kaldım.
Çölün farklı yerlerinde 800 düz çizgi, 300 geometrik şekil, 70 hayvan ve bitki motifi var. Hiçbiri öylesine çizilmemiş, astronomik hesaplar var. Zaten dünyanın en büyük astronomi kitabı olarak da adlandırılıyor. Öyle şaşırtıcı ki bu resimleri Uzaylıların yaptığını düşünenler bile var!
Ancak bilim insanları gerekli deneyleri yapmış ve insan eliyle yapılmasının mümkünlüğü kanıtlanmış. Hepsinin boyutları farklı ve çok büyük. Bazı çizgiler 50 km uzunluğunda. Resimlerin en küçüğü 15 metre, en büyükler ise 360 metre civarında.
Bu resimlerin tarımla ilgili olduğunu düşünen, bereket ve yağmur amacıyla çizildiğini savunan araştırmacılar da var. Peru’da yapılan arkeolojik çalışmalarda örümcek figürünün yağmur, sinekkuşunun bereket, maymunun ise bol su demek olduğu ortaya konmuş; tüm bu hayvanların resimleri burada var. Kertenkele, akbaba, baykuş gibi başka hayvanlar da resmedilmiş. Balina beni şaşırtanlardan biriydi…
Buranın keşfedilmesi tıpkı Peru’daki Machu Picchu gibi uzun sürmüş. 1926’da Perulu bir arkeolog Toribio Mejia Xesspe tarafından araştırılmış; 1930’da üzerinde uçakla uçulunca tam olarak keşfedilmiş. Ama çalışmalar uzun sürmüş; mesela bu resimlerin yaz ve kış gündönümü ile ilişkili olduğunu 1941’de pilot Paul Kosok fark etmiş; gün batımında güneşin çizgilerle hizalandığını görmüş.